Dün, şehrimizin kültürel mirası adına tarihi günlerden birine değerli dostum Ökkeş Özekşi’yle birlikte tanıklık ettik. GaziantepValiliği, Büyükşehir Belediyesi, Kent Konseyi ve GBB Kültür A.Ş. iş birliğiyle hayata geçirilen Gaziantep Ansiklopedisi’nin lansman programı için bir araya geldik. GBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar’ın projenin bilimsel altyapısını gözler önüne seren kapsamlı sunumunu dinlerken, bu kentin binlerce yıllık medeniyet birikiminin nihayet hak ettiği modern zırha büründüğünü hissettim.
Bu noktada, böylesi devasa bir kültür hizmetini ve kurumsal iş birliğini Gaziantep’e kazandıran iradeye hakkını teslim etmek gerekiyor. Şehrin her alandaki kalkınma dinamiklerine her zamanvizyoner bir bakışla liderlik eden, kültür ve tarih mirasını korumayı sadece bir belediyecilik faaliyeti değil, bir memleket ödevi olarak gören Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Fatma Şahin’in bu projedeki kararlılığı takdire şayandır. Keza göreve geldiği günden bu yana şehrin her hücresine dokunan, devletin birleştirici gücünü ve akademik derinliğe olan sarsılmaz inancını bu projeye de yansıtan Valimiz Sayın Kemal Çeber’in varlığı, projenin en büyük güvencesidir.
[www.gaziantepansiklopedisi.com](https://www.gaziantepansiklopedisi.com)adresi üzerinden sürekli nefes alan, büyüyen bu dinamik platform, bu güçlü liderlik vizyonu sayesinde hayata geçmiştir. Ancak bu muazzam projenin tam anlamıyla muradına ermesi için, lansman coşkusunun ötesinde, iki kıymetli yöneticimizin de hassasiyetle üzerinde durduğu o gerçeği yüksek sesle konuşmamız gerekiyor: Liyakat, doğru kadro ve sarsılmaz bir bilimsel ciddiyet.
Geçmişin Iskalayanları ve "Fikri Takip" Sorumluluğu
Bugün "dijital kent hafızası" kavramı lansman alanında yankılanırken, hafızamı biraz geriye sarmadan edemiyorum. Geçmişte bu şehir için hayati bir öneride bulunmuştuk: Dijital Kent Hafıza Müzesi. Hatta yerini bile belirlemiş, 100. Yıl Parkı içerisinde, düşüncenin ve insan aklının sembolü olarak kafatası şeklinde inşa edilecek özgün bir mimari önermiştik. Hedefimiz, Gaziantep’e dair her şeyin dijital ortamda tek bir merkezde toplanmasıydı.
Ne yazık ki o dönemde elinde güç olanlar, bu vizyoner öneriyi ciddiye almamış, projenin derinliğini kavrayamamış ve en önemlisi, fikrin sahibiyle oturup bir istişare etme nezaketini bile gösterememişlerdi. Yıllar sonra bugün, o gün hedeflediğimiz dijital hafıza modelinin bir ansiklopedi çatısı altında hayat buluyor olması, attığımız tohumların ne kadar doğru olduğunun kanıtıdır. Umuyoruz ki bugünkü yönetim, geçmişteki o "istişaresizlik" ve "körlük"hatasına düşmez; projenin geleceğini inşa ederken bu şehre ömrünü ve fikirlerini vermiş gerçek hafıza insanlarıyla omuz omuza yürür.
Unvan Devşirenlere Değil, Gerçek Bilim İnsanlarına Emanet Edilmeli
Gaziantep Valisi Sayın Kemal Çeber, projenin interaktif yapısına vurgu yaparken "Gök kubbede insan sesi dolaştığı müddetçe gelişecek ama temeli çok sağlam atmamız lazım" diyerek hayati bir uyarıda bulundu. Temeli sağlam atmak ise ancak ve ancak yazarların ve konuların kılı kırk yaran bir titizlikle seçilmesiyle mümkündür.
Bu noktada bir Arkeoloji ve Sanat Tarihimezunu olarak, akademik ciddiyetin ne demek olduğunu gayet iyi bilen bir kalem olarak konuşuyorum. Geçmişte bu şehrin tarihi ve kültürel değerleri üzerine çok ciddi, bilimsel tabanlı araştırmalar yaptım. Eski Antep evlerinden ölü gömme geleneklerine, bu coğrafyadaki antik şehirlerin gizemine kadar uzanan geniş çaplı çalışmalarımı, o dönem kentin hafızası olan Yöre Dergisi, yerel Sabah ve Gaziantep 27 gazetelerindeki köşelerimde, belgeleriyle kamuoyuna sundum. Yaprak TV’de ise Yöremizi Tanıyalım adıyla yayınladığım belgesel dizisinde 1990’lı yılların tarihi ve kültürel dokusunun yanı sıra sahip kentin sahip olduğu değerleri gözler önüne serdim. Biz bu işin mürekkebini yalayıp, akademik tedrisatından geçerek şehre katkı sunmaya çalıştık.
Ancak şimdi görüyorum ki; tamamen farklı mesleklerden emekli olmuş, asıl derdi şehre katkı sunmaktan ziyade kendine toplumda yapay bir sosyal statü edinmek olan bazı isimler türemiş durumda. Mevcut mali güçlerini ve çevrelerini kaldıraç olarak kullanarak kendilerine pervasızca "araştırmacı", "yazar", "halk bilimci" gibi unvanlar yamayan bu kişilerin, tarihi çarpıtarak, kulaktan dolma efsanelerle yazılar kaleme almaları gerçekten çok korkunç ve ürkütücü bir boyuta ulaştı.
Eğer bu ansiklopedi, akademik derinliği olmayan bu tarz lobilerin ya da statü avcılarının eline teslim edilirse, geçmişte yapılan metodolojik hatalar aynen tekrarlanır; kentin etnografyası ve sanatı geri dönülmez şekilde yanlış tanıtılır. Kent Konseyi Başkanı Erdem Güzelbey’in bahsettiği Bilim ve Hakem Kurulu, işte bu korkunç çarpıtmanın önüne geçecek en sert bariyer olmak zorundadır.
Milli Mücadele Tarihi Mitolojilerden ve Uydurmalardan Arındırılmalı!
Bu liyakat ve kadro meselesinin en hayati, en tavizsiz olması gereken yeri ise hiç şüphesiz Gaziantep’in Milli Mücadele tarihi maddeleridir.
Bugün kendisini "halk bilimci" olarak pazarlayan o devşirme isimler, masa başında uydurdukları çeşitli kahramanlık hikayelerini, aslı astarı olmayan mitolojileri yazdıkları kitaplara yerleştirip genç nesillere "yakın tarihimiz" diye öğretmeye çalışıyorlar. Kendi kişisel ikballeri ya da çevrelerine alan açmak için tarihi menkıbeleştirenlerin, bu uydurulmuş anlatılarla şehre iyilik yapmadığı ortadadır.
Gaziantep Savunması, zaten kendi yalın gerçekliğiyle, 11 ay boyunca tek başına verdiği o muazzam direnişle, lojistik ve stratejik dehasıyla hiçbir abartıya, hiçbir yapay mitolojiye ihtiyaç duymayacak kadar büyük ve asil bir destandır. Bu şanlı savunmanın tüm ana hatları, siyasi, askeri ve toplumsal boyutlarıyla ansiklopedide yerini almak zorundadır. Bunun yolu da kulaktan dolma hikayeler anlatan heveslilerden değil; arşiv belgeleriyle, objektif kriterlerle çalışan uzman İnkılap Tarihçilerinin devreye girmesinden geçer. Gençlerimiz, uydurulmuş yerel efsaneleri değil; bilimsel, belgelenmiş, gerçek Antep Savunması'nı bu ansiklopediden öğrenmelidir. Burada ki anahtar isim Sıtkı Severoğlu, Yaşar Semiz ve Celal Pekdoğan gibi önemli isimlerdir.
Eksik Halka Tamamlanmalı: Gaziantep Ne Üretiyor?
Ansiklopedinin içeriği planlanırken düşülmemesi gereken bir diğer hata da Gaziantep’i sadece tarihi höyüklerden, gastronomiden ve folklordan ibaret bir "açık hava müzesi" gibi konumlandırmaktır. Fatma Şahin Başkanımızın her platformda dünyaya gururla anlattığı o "üreten Gaziantep" kimliği, bu ansiklopedinin de omurgası olmalıdır. Çünkü Gaziantep sadece geçmişiyle övünen değil, bugünüyle dünyayı besleyen, giydiren ve dönüştüren dinamik bir üretim üssüdür.
Bu ansiklopedide arkeolojik mirasımız ne kadar yer alacaksa; Gaziantep sanayisi, üretimi, imalat gücü ve ihracat lojistiği de o kadar ağırlıklı yer bulmalıdır. Bu şehir ne üretiyor? Dokuduğu halıyla dünya pazarlarını nasıl domine ediyor? Tekstilde, ambalajda, gıdada yarattığı devasa ekosistemin kökenleri nereye dayanıyor? Küçük imalathanelerden küresel holdinglere uzanan bu sanayileşme kültürünün hafızası nerede? Şehrin kimliği, sadece mutfağındaki lezzetle değil, fabrikalarındaki alın teri ve üretim zekasıyla bir bütündür.
"Gaziantep’i Seviyorum" Diyen Herkesin Ortak Sorumluluğu
Bu ansiklopedi sadece resmi kurumların alt alta imza attığı bir bürokratik faaliyet değil; bu kentle bağı olan herkesin ortak tapusudur. Sayın Valimizin ve Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın ortaya koyduğu bu vizyoner ufuk, kurumsal ya da bireysel olarak elinde arşivi, belgesi olan herkesin teknik kapasitesini bu platform için seferber etmesini zorunlu kılmaktadır.
Geçmişten gelenlerin emeğiyle harcı karılan bu yapı, unvan avcılarına ve uydurma tarihlere geçit vermeyen gerçek bilim insanlarının rehberliğinde, sanayisinden kültürüne kadar kentin tüm dinamiklerini kapsayarak yükselmelidir. Şehrimize bu kalıcı eseri kazandıran Sayın Valimize, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve tüm paydaşlara teşekkür borçluyuz. Yolun açık olsun Gaziantep Ansiklopedisi; bilimin ışığında, tarihin gerçekleriyle ve üretimin gücüyle, hafızamız seninle taze kalacak.