Masa başında oturup "ihracat rakamları şöyle arttı, böyle uçtu" diye konforlu klimalı odalardan ahkam kesmek kolaydır. Çarşıya inmezseniz, tezgaha dokunmazsanız, o konteynerin limandan çıkarken çektiği çileyi, gümrükteki o kuyruğun ne anlama geldiğini bilmezsiniz.
Ama bir de gerçeğin ta kendisi var; yeryüzünün dört bir yanında soluk soluğa koşan, Türk bayrağını ve Gaziantep'in adını dünyanın en ücra köşelerinde gururla dalgalandıran o canım ihracatçılarımız...
Daha dün Güney Amerika’nın tozunu attıran, Kolombiya’da, Panama’da pazar arayan o yürekli halıcılar, bu kez soluğu Fransa ve İtalya hatlarında aldı. Sadece B2B toplantılarıyla yetinmediler; o mermer soğukluğundaki masalardan kalkıp doğrudan sokağa indiler. Nihai tüketicinin nabzını tutmak, o butik mağazalardaki rafların dilini çözmek için perakende satış noktalarını tek tek incelediler. "Ürünü ürettik, kapıya koyduk, alıcısı gelsin" devri çoktan kapandı çünkü. Adamlar pazarın kendisini, tüketicinin zihnini yerinde okuyor.
Tabii sadece halıcılar değil; bu arenada tekstilcileri unutmak büyük haksızlık olur. Tekstilcilerimiz de uluslararası fuarlarda ve zorlu pazarlarda, Türk tekstilinin o köklü ve ihtişamlı eski gücüne yeniden kavuşması için dişini tırnağına takıp büyük bir çaba sarf ediyor.
Halıcılar sektörün geleceğine yön vermeye çalışırken, hububatçılar ve kuru meyveciler de boş duruyor sanmayın sakın. Fransa’nın başkenti Paris’teki o devasa SIAL Uluslararası Gıda Fuarı’nda, Anadolu’nun o bereketli topraklarında yetişen ne kadar nimet varsa sergilediler. Mevcut payı korumak yetmez, üzerine koymak lazım diyerek ellerini taşın altına değil, adeta ateşin ta kendisine soktular.
Yarının Tasarımcıları, Sektörün Geleceği
İş sadece üretip satmakla da bitmiyor. Gaziantepli sanayici yarını okuyor, geleceğe yatırım yapıyor. Bu hafta gerçekleşecek olan Doku Tasarım Yarışması'nın Gala Gecesi var kapıda! Hemen ardından, önümüzdeki ay halı sektörümüzün genç ve yaratıcı beyinlere yönelik düzenlediği o geleneksel "Tasarlayın Dokuyalım" yarışmasının hummalı hazırlıkları tüm hızıyla sürerken... Bir yandan geleceğin modasına ve estetiğine yön verecek vizyoner tasarımcıları sektöre kazandırmaya çalışıyorlar, diğer yandan Türk halı ve tekstil sektörünü eski parlak günlerine döndürmek için gece gündüz demeden çabalıyorlar.
Çile Bekler Derviş Gibi: Sorunlar Dağ Gibi
Peki, bu insanlar pamuklar üstünde mi seyahat ediyor? Koltuğuna yaslanıp viskisini yudumlayanlar zannediyor ki bu işler parmak şaklatarak oluyor.
Hangi birini söyleyelim? Coğrafyamızda oluk oluk akan o acımasız savaşlar mı dersiniz, navlun fiyatlarındaki o fahiş artışlar mı? Ortadoğu pazarındaki kördüğümleri, kara yoluyla mal göndermeye çalışan ihracatçının önüne Suudi Arabistan’ın çıkardığı o acımasız transit vize engellerini nereye koyacağız? Döviz dönüşüm desteğindeki absürtlümleri, Irak’taki parayı ülkeye getirebilmek için çekilen kırk türlü çileyi kim konuşacak?
Herkes yatağında deliksiz, rahat rahat uyurken; borsada kurdukları düzenle bir koyup bin götürürken bu şehrin evlatları ülke ülke, kıta kıta zorlukları omuzluyor. Bir yandan masa başındaki bürokratların hayatın gerçeklerinden kopuk, ihracata adeta darbe vuran o "uygulanamaz" kararlarıyla boğuşuyorlar; diğer yandan yüksek maliyetlerle, dişinden tırnağından artırarak ürettiği malı küresel pazarda düşük rekabet gücüyle satmaya çalışıyorlar.
O Görünmeyen Güç: GAİB Ekibi
Elbette bu büyük kervanın arkasında muazzam bir akıl, kusursuz bir organizasyon var. Yurtdışı fuarların, sektörel dış ticaret heyetlerinin o saat gibi çalışan mekanizmasının arkasındaki gizli kahramanları unutursak ayıp olur. GAİB Genel Sekreteri Bülent Kayalı ve ekibinin o gayretli, özverili ve titiz çalışmalarını da bu vesileyle yürekten alkışlamak gerekir. Onların o kusursuz koordinasyonu olmasa, bu çarklar bu kadar pürüzsüz dönemezdi.
Sağlıkları Gitmiş, Ömürleri Yollarda Geçmiş...
Bütün ihracatçılarımız, sanayici ve iş insanlarımız ailelerinden fedakarlık ediyorlar, sağdan soldan feragat ediyorlar. Çocuklarının mürüvvetini, eşlerinin doğum gününü otel odalarındaki WhatsApp ekranlarından görüyorlar. Ve bütün bunları niye yapıyorlar? Bu ülkenin bacaları tütmeye devam etsin, döviz girsin, istihdam sürsün diye.
Ben bu koşturmacayı yakından takip eden, bu terin kokusunu ilk elden alan bir basın danışmanı olarak, yüreğimi ortaya koyarak bu şehrin bütün ihracatçılarını, sanayici ve iş insanlarını ve onlara omuz veren kadroları ayakta alkışlıyorum. Onlar sadece birer tüccar değil; bu toprağın ekonomik istiklal mücadelesini veren birer gizli kahraman.
Yollarınız açık, kazancınız bereketli olsun yoldaşlar; iyi ki varsınız!