Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan ihracatçılarımız, küresel pazarlarda adeta bir varlık mücadelesi veriyor. Yüksek enflasyon ve baskılanan döviz kuru arasındaki makas günden güne açılırken, sanayicimiz maliyet artışlarını dış fiyatlara yansıtamıyor; pazar kaybetmeme uğruna kârından, hatta öz sermayesinden feragat ediyor. İşte tam da böyle bir ortamda, enflasyon-kur makasını bir nebze olsun dengeleyebilmek adına bel bağlanan tek can simidi vardı “Döviz Dönüşüm Desteği”
Ancak 1 Ekim itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme, ihracatçının dertlerine derman olmak bir yana, umutlarını bir kez daha suya düşürdü.
Can Simidi Yerine Bürokratik Engeller
Saha gerçeklerinden uzak hazırlanan yeni mevzuat, desteği artırmak yerine firma satış limitlerini "faaliyet kârı ve iş gücü maliyeti" ile sınırlandırdı. Yani net döviz kazandıran, tonlarca mal üreten ve istihdam sağlayan sanayiciye "Sen çok döviz getirme, gitirsen de ancak şu kadarına destek veririm" denilmek istendi. Üstelik bankalara tanınan yüzde 1’lik komisyon hakkı ve artan bürokratik prosedürler, zaten yetersiz kalan bu imkânı oransal olarak daha da kuşa çevirdi.
Sektörün tepe temsilcileri de yaşanan bu vahim tabloyu açıkça dile getiriyor.
GAİB Koordinatör Başkanı Mete Akcan, yeni uygulamanın sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini vurgulayarak yetkilileri acil revizyona çağırdı:
"Mevcut uygulamaya baktığımızda, desteğin güçlendirilmesinin aksine, destekten yararlanma imkânlarının önemli ölçüde sınırlandırıldığını, buna karşılık prosedürlerin arttığını görüyoruz. Böylesi kritik bir dönemde destek mekanizmaları sade, erişilebilir ve öngörülebilir olmalıdır."
TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve GAİB Hububat Birliği Başkanı Celal Kadooğlu ise ihracatçının yıllar boyu tırnaklarıyla kazandığı pazarları kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu:
"Firmalarımız enflasyon ve kur arasındaki makas aralığını döviz dönüşüm desteğiyle dengeleyerek uluslararası alanda rekabet etmeye çalışıyor. Satış limitinin faaliyet kârı ve iş gücüyle sınırlandırılması, performansla orantılı desteği kısıtlamıştır. İhracatçımızın gücünü koruyabilmesi ancak enflasyona paralel hareket eden bir döviz kuru ve öngörülebilir bir sistemle mümkündür."
Benzer şekilde TİM Başkanı Mustafa Gültepe de her fırsatta ihracatçının mevcut kur politikası altında fiyat tutturamadığını, maliyet baskısı yüzünden küresel rakipler karşısında mevzi kaybettiğimizi yüksek sesle haykırıyor.
Kulislerdeki Söylenti: Destek Tamamen Kaldırılacak mı?
Sahadan edindiğimiz son bilgiler ve kulislerde konuşulan iddialar ise durumun çok daha vahim bir noktaya evrilebileceğini gösteriyor. Konuşulanlara göre, ihracatçının beklentilerini karşılamaktan uzak olan bu sembolik destek bile yakın bir zamanda tamamen kaldırılacak!
Şayet bu iddia gerçekleşir ve döviz dönüşüm desteği rafa kaldırılırsa, Türk ihracatçısının uluslararası pazarlardaki dış rekabet gücü adeta sıfırlanacaktır. Yılların emeğiyle kurulan ticari köprüler birer birer yıkılacak; Ortadoğu’dan Avrupa’ya, Amerika’dan Asya’ya kadar binbir güçlükle elde edilen pazarlar, rakiplerimize gümüş tepside sunulacaktır.
Sahadan Gelen Sese Kulak Verilmeli
İhracat yapmak; sadece mal satmak değil, ülkeye döviz kazandırmak, üretimi ayakta tutmak ve milyonlarca insana istihdam sağlamak demektir. İhracatçıyı bürokratik engellerle ve daraltılan limitlerle boğmak, Türkiye’nin üretim gücüne darbe vurmaktır.
Ekonomi yönetiminin vakit kaybetmeksizin sahanın sesini duyması gerekmektedir. Döviz dönüşüm desteği kaldırılmak bir yana; firma limitleri esnetilmeli, prosedürler sadeleştirilmeli ve sanayicinin önünü görebileceği, kur-enflasyon dengesini gözeten sürdürülebilir bir sistem acilen devreye sokulmalıdır. Aksi halde, kaybedilen pazarları geri kazanmak yıllarımızı alacaktır.