Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Türkiye’nin En Kıskanç Şehri Gaziantep

Paylaş:
N

Genel kabul görmüş öğretiler kıskançlığı hep yıkıcı, kaçınılması gereken olumsuz bir duygu olarak tanımlar. Oysa bu kural Gaziantep’in sosyo-ekonomik genetiğinde bambaşka bir boyut kazanır. Gaziantep’i Türkiye’nin ihracat şampiyonu ve marka şehri yapan gizli motor, yüzyıllardır bu topraklarda çalışan o "yapıcı kıskançlık" ve gıpta kültürüdür.

Bu durum dün ortaya çıkmış bir olgu da değildir; şehrin tarihçesine baktığımızda kıskançlığın ve rekabetin kronolojik seyri bize çok şey anlatır:

Antik Çağ (Dülük ve Zeugma Dönemi): Bölgenin en eski inanç ve ticaret merkezlerinden Dülük’te (Doliche) Teshup ve Fırtına Tanrısı zanaatkârlarının rekabetiyle başlayan bu süreç, Zeugma’da zirveye ulaştı. Zeugma tüccarları ve aristokratları, komşusunun villasındaki mozaikten daha gösterişlisini, Fırat’a bakan daha görkemli bir terası yaptırmak için dönemin en iyi ustalarını şehre getirtirdi. Rekabet, sanatı ve zenginliği kamçıladı.

Orta Çağ ve İpek Yolu: İpek Yolu’nun kavşak noktası olan Antep hanlarında, kervan sahipleri ve tüccarlar birbirlerinin mal kalitesini ve pazar ağını kıskanarak büyüdü. "Komşunun kervanı Halep’e gitti de ben niye Şam’da kaldım?" hırsı, tüccarın ufkunu hep uzak coğrafyalara taşıdı.

Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Zanaatkârlığı: Bakırcılar Çarşısı’ndan Saraçlar’a kadar ustalar, yan dükkândaki tezgâha yeni bir körük, yeni bir çekiç girdiğinde "Ben bunun daha iyisini döverim" diyerek imalatın kalitesini artırdı. Çırak ustasını, usta komşusunu geçme hırsıyla yetişti.

Modern Sanayi Devri: Ve nihayet Organize Sanayi... Komşusunun kapısına dizilen konteynerleri gören sanayici, ben nede yapamıyorum mantığıyla uçağa atlayarak ülke ülke dolaşmaya başlar. Sanayi kulislerinde bıyık altından söylenen "Adam yeni tesis kurmuş, biz niye bekliyoruz?" hırsı, devasa üretim kapasitelerini tetikledi.

Fakat bugün geldiğimiz noktada bu iki ucu keskin kılıç, diğer yüzünü göstermeye başladı.

Küresel piyasalarda yaşanan daralmalar ve yeni pazar üretememe sıkıntısı baş gösterince, düne kadar kümelenerek büyüyen sektörler ne yazık ki kendi içine dönmeye başladı. Zeugma’dan beri dışarıya yönelen o hırs, içeriye kıvrıldı. Dışarıda yeni pazar açamayan sanayici, enerjisini yan komşusunun müşterisine yöneltti.

Bugün acımasız bir fiyat kırma yarışı izliyoruz. "O kazanacağına zararına da olsa ben satayım" mantığıyla fiyatlar başa baş noktalarına, hatta maliyet altına çekiliyor. Fiyat istikrarsızlığı derinleştikçe, dünyayla yarışan dev tesisler kendi ayağına sıkmaya, birbirinin pazarını eriterek kendi rekabetini yok etmeye başlıyor.

Gaziantep sanayisinin acilen bu serbest düşüşü durdurup tarihsel özüne dönmesi gerekiyor. Dülük’ten Zeugma’ya bu şehri büyüten hırsı; içeride birbirimizi tüketmek için değil, yeniden dünya pazarlarında hep birlikte yukarı tırmanmak için kullanmak zorundayız.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Marka Flower Çiçekçi
WhatsApp
İhbar Hattı