Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Rehber Öğretmenler Kalkan Olmalı, Maşa Değil

Paylaş:
N

Yeni bir eğitim-öğretim yılına, 2026-2027 dönemine başlarken, okul ikliminin huzuru ve başarısı için en kritik paydaşlarımızdan biri şüphesiz rehber öğretmenlerimizdir. Ancak geçtiğimiz yıllarda Kahramanmaraş'ta, Siverek'te ve İstanbul'da bir öğretmenin bıçaklanarak hayattan koparılmasına varan şiddet olayları, okullarımızdaki krizleri acı bir şekilde gözler önüne serdi. Özellikle Gaziantep genelindeki bazı okullarımızda yaşanan öğretmen-veli gerilimleri, rehberlik servislerinin duruşunu acilen yeniden değerlendirmemiz gerektiğini gösteriyor.

Bu çatışmaların temelinde yatan çok acı bir sosyolojik gerçek var. Günümüzde özellikle ilkokula yeni başlayan çocuklar, ne yazık ki aileleri tarafından sınır çizilmeden, her istedikleri yapılarak büyütülüyor. Evde sırf ağlamasın, arıza çıkarmasın diye susturulan ve kuralsızlığı bir yaşam biçimi haline getiren bu çocuklar, okulun kapısından içeri adım attıklarında hayatlarında ilk kez bir "kurallar zinciriyle" karşılaşıyor. Bir öğretmenin 40-50 kişilik bir sınıfı yönetebilmesi; çocuklara nerede oturup nerede kalkacaklarını, nasıl yürüyeceklerini, söz alıp konuşma adabını öğretmesiyle mümkündür. Ailede verilmesi gereken bu temel disiplin eksikliği okuldaki kurallarla çarpıştığında, kriz patlak veriyor. Çocuğunu kuralsızlık içinde şımartarak yetiştiren veli, okulun bu dizginleme sürecine destek olmak yerine, sınıfın düzenini sağlamaya çalışan öğretmene büyük bir tepki gösteriyor.

İşte tam bu noktada, okullarımızda çirkin olayların fitilini ateşleyen çok tehlikeli bir sarmal devreye giriyor. Sınıf öğretmeni; kural tanımayan, akran zorbalığı yapan veya ders çalışmayan bir öğrenciyi defalarca rehberlik servisine yönlendiriyor. Yani rehber, aslında çocuğun okuldaki tüm sorunlu tablosunu adım adım biliyor. Fakat veli, çocuğunun evde anlattığı tek taraflı duyumlar ve hışımla okula geldiğinde işin rengi bir anda değişiyor.

Kendi huzurunu önceleyen bazı rehber öğretmenler, veliyi karşısına alıp mesleki gözlemlerini ve gerçekleri aktarmak yerine tehlikeli bir "iyi polis" rolüne bürünüyor. Çocuğun okuldaki tüm vukuatları bilindiği halde, sanki karşılarında sütten çıkmış ak kaşık ve dünyanın en dahi çocuğu varmış gibi bir tablo çiziliyor. Rehber öğretmen, velinin öfkesini kendi üzerinden çekmek için faturayı doğrudan sınıf öğretmenine kesiyor ve kışkırtılmış veliyi öğretmenin üzerine salıyor. Şikayetleri çözümsüz kalan veli ise okul müdürü veya rehberlik servisiyle yaptığı görüşmelerde gizlice ses kayıtları alarak durumu belgelemeye çalışıyor ve en sonunda öğretmene yönelik şiddet patlak veriyor.

Bununla birlikte, özellikle Gaziantep'te çok yaygınlaşan ve olayları daha da çıkmaza sürükleyen yeni nesil bir veli profiliyle karşı karşıyayız. Bugün maalesef veliler, öğretmeni dinlemek yerine kendi çocuklarının ya da komşu çocuklarının sözlerine itibar ediyor. Okuldan eve giden 6, 7 veya 8 yaşındaki bir çocuğun eksik ya da yanlış aktardığı olaylar, deneyimli bir öğretmenin beyanının önüne konuluyor. "Benim çocuğum yalan söylemez" diyerek, 7 yaşındaki çocuğun duyumları üzerinden doğrudan öğretmene telefon veya mesaj yoluyla hesap sormak, çocuğun sınıf arkadaşlarını veli olarak sorguya çekmek son derece çirkin davranışlardır. Öğretmen ağzıyla kuş tutsa bile, ne yazık ki küçük bir çocuğun aleyhte söylediği tek bir söz veli nezdinde daha ön plana çıkıyor.

Velilerimiz artık öğretmenleri rahat bırakmalı ve şunu çok iyi idrak etmelidir: Öğretmenler 7-9 yaşındaki çocukların düşmanı değildir. Onlar, evlatlarımızı geleceğe hazırlayan, vatanına, milletine ve devletine bağlı bireyler olarak yetiştirmeye çalışan dünyanın en kutsal mesleğini icra eden insanlardır. Sürekli haksızlığa uğrayan ve şiddet tehdidiyle burun buruna gelen öğretmenler, bir süre sonra pasifleşerek kendi kabuklarına çekilmektedir. "Aman şirret ve bela bana bulaşmasın" diyerek geri adım atan öğretmen, kaçınılmaz olarak ideallerini de kaybeder. Asla unutulmamalıdır ki, idealini kaybeden öğretmen bir sınıfı enkaza çevirir.

Gençlerimizin daha düzgün, saygılı ve kurallara uyan bireyler olmasını istiyorsak, öğretmenlerimizin önünü açmak zorundayız. Öğrencinin gelişimiyle ilgili takip, sağdan soldan duyumlarla veya çocukların sorgulanmasıyla değil, bizzat öğretmen üzerinden yapılmalıdır.

2026-2027 eğitim-öğretim yılının tüm öğrencilerimize, velilerimize ve eğitim camiamıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Umarım bu yeni dönem, Gaziantep'te tek bir öğretmene bile saldırı olayının yaşanmadığı ve öğretmenlerimizin hak ettiği saygınlığa yeniden kavuştuğu bir yıl olur.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Marka Flower Çiçekçi
WhatsApp
İhbar Hattı