Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Hitit Baş Tanrısı Teşup Antepli mi?

Paylaş:
N

Toprağın bağrından yükselen o ilk fırtına, yalnızca göğü gürletmekle kalmadı; binlerce yıllık bir efsanenin, değişen isimlerin ama hiç değişmeyen sarsılmaz bir ruhun ilk çığlığı oldu. Bugün Dülük’ün taşlı yollarında yürürken adımlarınız sıradan bir toprağa basmaz. Taşın hafızası vardır derler ya; Dülük, medeniyetlerin kendi tanrılarını birbirine devrettiği, inancın biçim değiştirip ölümsüzleştiği bir ebediyet mabedidir. Tarihin tozlu sayfalarını araladığınızda, Fırtına Tanrısı Teşup’un sesini duyarsınız bu sarp tepelerde. Hitit’in gök gürültüsü, Dülük’ün rüzgarında kök saldı.

Zaman aktı, imparatorluklar kurulup yıkıldı. Kurulan her yeni düzen, bu toprağın göksel gücüne biat etti. Doğu ile Batı’nın kesişim noktasındaki bu kutsal tepede Yunan geldi, Teşup’un tahtına oturup ona Zeus dedi; Roma surlarını çekti, o ebedi gücü Jüpiter Dolichenus adıyla kıtalara yaydı. İsimler, diller, tapınaklar değişti fakat o zirveden hükmeden irade hiç değişmedi.

Medeniyetler değişse de kayalara, tunçlara ve taşlara kazınan o siluet hiç değişmedi. Hitit kabartmalarında Teşup nasıl duruyorsa, Dülüklü Zeus da Roma’nın Jüpiter Dolichenus’u da aynı heybetle dikildi çağların karşısında. Bu heybet sıradan bir gövde gösterisi değildi; taşıdıkları her simge, varoluşun ve iktidarın en derin kodlarını barındırıyordu. Bakın o tasvirlere; tanrı bir elinde yıldırım demeti tutar. O demet, yalnızca çakan bir şimşek değil; kozmik düzenin, gökyüzünün sonsuz ve sarsılmaz hâkimiyetinin mühürlü belgesidir. Göğün öfkesi de merhameti de o elde şekillenir. Diğer elinde ise yükselen çift ağızlı balta vardır. İki yana bakan o keskin çelik, gök ile yerin, yaşam ile ölümün adaletini simgeler. Yıldırım göğe aitse, çift ağızlı balta yeryüzüne ve insanlar üzerine kurulan mutlak hâkimiyetin ilahi kılıcıdır. İnsanoğlunun kaderi, o baltanın adaletinde çizilir. Ve ayaklarının altında, gururla kişneyen devasa bir boğa durur. Boğa; toprağın bereketidir, doğanın dizginlenemez ham gücüdür. Tanrının bir boğanın üzerinde yükselmesi, yalnızca bir hayvana hükmetmek değil; bütün dünyaya, yerin ve göğün tüm kudretine ayak basmak, tüm cihanın tek hâkimi olduğunu haykırmaktır.

Kutsal Tepenin Sessiz Dönüşümü: Dülük Baba

Yüzyıllar devrildi; İslam’ın gelişi ve tevhid anlayışının yayılmasıyla Dülük, Avasım hattının koruyucu bir serhat şehri haline geldi. Taş heykeller, boğa tasvirleri ve balta simgeleri tarih sahnesinden çekildi; fakat mekanın taşıdığı o derin ruh yok olmadı. Teşup’un, Zeus’un ve Jüpiter’in gürlediği o zirve, yerini sükunete ve tefekküre bıraktı. Antik tapınağın gölgesinde yükselen Dülük Baba (Davud el-Halvetî) Türbesi, hidayetin ve maneviyatın yeni durağı oldu. Bedenler ve inançlar biçim değiştirdi ama insanoğlunun o tepeye çıkıp bereket, huzur ve rahmet dileme geleneği bir halkanın zincirleri gibi birbirine eklendi.

Peki, Dülük neresidir? Dülük, Gaziantep’in ta kendisidir; bu şehrin hafızası, ilk nefesidir.

Eğer tarih, inancın ve gücün doğduğu yeri yurt sayıyorsa; göğü inleten Teşup da bu toprağın evladıdır. Çağlar öncesinden günümüze süzülen bu sarsılmaz irade, bugün de Antep’in direncinde, rüzgarında ve sarp duruşında yaşamaya devam eder.

Gökyüzü bir gün yine gürlediğinde Dülük tepelerine bakın. Şimşeklerin çaktığı o an, isimleri tarih sayfalarında değişse de ruhu hiç değişmeyen hemşehrimiz Fırtına Tanrısı Teşup’un, kadim şehre buralardan selam gönderdiğini hissedeceksiniz.

İşin özü Hitit Baş Tanrısı Teşup hemşerimiz olur karısı Hebat ise komşu coğrafyalardan gelin gelmiş yengemiz. Yaşadığımız bu kent tarihin derinliklerine inildiğinde de çok değerli bir kent olarak karşımıza çıkan adeta medeniyetlerin beşiği denilebilecek yapıda bir kenttir.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Marka Flower Çiçekçi
WhatsApp
İhbar Hattı