
Küresel ticaretin rotasının her gün yeniden çizildiği, korumacı duvarların yükseldiği ve pazarların adeta birer dar boğazdan geçtiği sancılı bir döneme tanıklık ediyoruz. 2025 yılı verileri, dünya genelinde tedarik zincirlerinin ne denli kırılgan, küresel makroekonomik iklimin ise ne denli sert olduğunu bizlere açıkça gösterdi. Ancak tam da bu kara bulutların arasında, Anadolu’nun kalbinden yükselen öyle bir üretim ve azim iradesi var ki, her türlü takdirin ötesinde bir alkışı hak ediyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı 2025” araştırması, bu iradenin somut bir belgesi niteliğinde. Veriler açık ve net: Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden tam 67 firma, Türkiye’nin devler liginde bayrak gösteriyor. Bu listenin satır aralarını okuduğumuzda ise karşımıza tam anlamıyla bir " Gaziantep gerçeği" çıkıyor. Şehir, tam 60 firmasıyla İstanbul ve İzmir gibi liman kentlerinin hemen ardında, Türkiye genelinde listeye en fazla firma gönderen 3. şehir unvanını göğsüne takmış durumda.Kahramanmaraş’ın 6, Mardin’in ise 1 firmayla bu yürüyüşe eşlik etmesi, bölgenin topyekûn bir kalkınma refleksine sahip olduğunu kanıtlıyor.
Peki, küresel piyasaların adeta yaprak döktüğü bir yılda, denize kıyısı olmayan, lojistik olarak dünyanın merkezine binlerce kilometre uzaktaki bu topraklar, nasıl oldu da 12 milyar dolarlık devasa bir ihracat hacmine imza atabildi? Bu sorunun cevabı ne tesadüflerle ne de geçici rüzgârlarla açıklanabilir. Bu başarı; Gaziantepli sanayici ve ihracatçıların krizler karşısında adeta antrenmanlı olmasının ve krizleri fırsata çevirme konusunda tam anlamıyla uzmanlaşmasının bir meyvesidir.Küresel ekonomiyi son derece doğru okuyan iş dünyamız, herhangi bir ülkede Türk ürünlerine yönelik uygulanan antidamping davaları veya yüksek gümrük vergisi bariyerleri karşısında durup dövünmek yerine, refleks hızıyla hemen alternatif çözümler üreterek rotayı yenicoğrafyalara kırmayı başarıyor.
GAİB Koordinatör Başkanı Mete Akcan’ın da isabetle vurguladığı gibi: “Bölgemizden 12 milyar dolarlık bir ihracat değerinin üretilmesi ve bu başarıyı taçlandıran 67 firmamızın Türkiye’nin ilk 1000 ihracatçısı listesine girmesi büyük bir gurur vesilesidir. Bu kararlılık, ülkemizin ekonomik kalkınma hedeflerinin en büyük teminatlarından biridir.”
Mete Başkan’ın işaret ettiği "rüştünü ispatlama"durumu, tam da bahsettiğimiz bu makroekonomik bağışıklık sistemiyle ilgilidir. Gaziantep ve komşu illeri, sadece mal üretmiyor; küresel riskleri masada ve sahada verilen kıvrak bir lojistik ve ticari zekayla yönetebilen canlı birer organizma gibi hareket ediyor. Bir pazarın kapısı kapandığında, dünyanın öbür ucunda üç yeni kapı açabilme esnekliği, bu 67 firmayı sadece bilançolarını büyüten ticari işletmeler olmaktan çıkarıyor. Onlar, bu bölgedeki binlerce ailenin evine giren ekmeğin, yani istihdamın garantörü; katma değerli üretimin ve Türkiye’ye akan net döviz girdisinin lokomotifidir.
Bugün GAİB’in liderliğinde, sanayicinin arkasında duran bu güçlü irade devam ettiği sürece, Güneydoğu’nun üretim hafızası daha çok destan yazacaktır. Fabrika bantlarındaki işçisinden, sınır kapılarında direksiyon sallayan lojistikçisine; dünya pazarlarında çantasında numunelerle mekik dokuyan pazarlamacısından, elini taşın altına koyan yönetim kurullarına kadar bu başarıda payı olan herkesi yürekten kutlamak gerekir.
Sözün özü; dünya daralırken Güneydoğu büyüyor, Gaziantep ürettikçe Türkiye kazanıyor.Bozkırın ortasından doğan bu küresel başarı hikayesi, yarınlara daha umutla bakmamızı sağlayan en büyük sermayemizdir.