Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Fırtınalı Denizde Yol Almak; Gaziantep’in Genetik Kodu ve Kendi Yarattığı Çıkmazlar

Paylaş:
N

Dünya yine o tanıdık, ama bir o kadar da yorucu belirsizlik tiyatrosunun perdesini açtı. Bir yanda Trump’ın bir gün "barış elçisi" kesilip ertesi gün "savaş gemileriyle" tehdit savurduğu öngörülemeyen çıkışları, diğer yanda Ortadoğu’nun dinmeyen ateşi… Küresel ekonominin o kurşun gibi ağır bulutları üzerimizde dolaşırken, bugünlerde Gaziantep sokaklarında kime dokunsanız bin ah işitiyorsunuz. Sanayici dostlarımızla içtiğimiz acı kahvenin gündemi de belli, esnafımızın sabah dükkan açarken kurduğu cümle de: "Ne olacak bu halimiz?"

Biz Bu Ateşlerden Çok Geçtik: Saddam’dan Trump’a Gaziantep Ruhu

Evet, karamsar olmak için sebep çok gibi görünebilir. Ama gelin, hafızamızın tozlu raflarını biraz karıştıralım. Çok değil, 2003 yılında hemen yanı başımızdaki Irak’ta o büyük savaş başladığında, Saddam devrilirken bölge yine bugünkü gibi bir ateş çemberiydi. O günlerde de "Sınırlar kapandı, ticaret bitti, buralardan bir şey olmaz" diyen felaket tellalları köşe başlarını tutmuştu.

Peki, Gaziantep ne yaptı? Bu şehir, krizi bir sıçrama tahtasına dönüştürmeyi başardı. Gaziantepli sanayici, fırtınanın dinmesini beklemek yerine o fırtınada yelken açmayı öğrendi. Irak’ın yeniden yapılanma sürecinde ekmeğinden çimentosuna, halısından tekstiline kadar her ihtiyacı karşılayan bir lojistik üs haline geldi. Çünkü bu şehrin genlerinde "teslimiyet" yok, "mücadele" var. Biz Ortadoğu’nun Akdeniz’e açılan kapısı, Mezopotamya’nın dünyaya bağlanan şah damarıyız. Stratejik konumumuz, her türlü siyasi tiyatrodan daha kalıcı ve daha değerlidir.

Başarının Rehaveti ve Gastronomideki "Fiyat Balonu"

Ancak, dışarıdaki fırtınalarla boğuşma tecrübemiz ne kadar güçlüyse, içeride yaptığımız hatalar da o kadar can yakıcı olmaya başladı. Gaziantep, UNESCO tarafından gastronomi kenti ilan edildiğinde hepimiz gururlandık. Lezzetimiz tescillendi, turizmde yeni bir devir başladı dedik. Ama ne yazık ki bu başarı, beraberinde kontrolsüz bir iştahı ve "abartılı fiyat" balonunu da getirdi.

Bugün Gaziantep’te bir porsiyon yemek, konaklama ya da bir kahve içmek, artık vatandaşın ve turistin bütçesini zorlayan, hatta isyan ettiren bir noktaya geldi. "Nasıl olsa gastronomi kentiyiz, her halükârda gelirler" mantığıyla şişirilen fiyatlar, bugün şehrimizin en büyük turizm yarasıdır. Kendi elimizle, kendi lezzet mirasımızı "pahalı ve ulaşılmaz" bir etikete mahkûm ettik.

"Transit Geçiş" Tehlikesi: Mardin ve Halfeti Parlarken Biz Neden Duruyoruz?

Acı gerçeği konuşmanın vaktidir: Eskiden bölge turizminin ana durağı, konaklama merkezi ve kalbi olan Gaziantep; artık sadece bir "transit geçiş" noktasına dönüşmüş durumda. Turist kafileleri artık Gaziantep’te sadece bir mola verip, ayaküstü bir yemek yiyip "Burası çok pahalı" diyerek yola devam ediyor.

İnsanlar konaklamak ve vaktini geçirmek için yanı başımızdaki mistik dokusuyla Mardin’i ya da sular altındaki sakinliğiyle Halfeti’yi tercih ediyor. Mardin ve Şanlıurfa turizmin parlayan yıldızları haline gelirken, Gaziantep otellerinin boşalması, esnafın kan kaybetmesi tamamen bizim eserimizdir. Eğer gelen misafiri "baş tacı" değil de sadece bir "müşteri" olarak görürseniz, o misafir bir dahaki sefere sadece tabelanıza bakıp geçer.

Umut, Özeleştiri ve Ortak Akıldadır

Sonuç olarak; Trump’ın ne diyeceği ya da küresel siyasetin nereye evrileceği bizim dışımızdaki mevzulardır. Bizim asıl meselemiz, bu şehrin dürüst ticaret ahlakını ve misafirperverlik ruhunu yeniden tesis etmektir. Sanayicimiz dünyayla rekabet edecek güçtedir, liman bağlantılarımız ve lojistik ağımız rakipsizdir. Ancak turizmde ve hizmet sektöründe kendi kalemize attığımız bu "fiyat gollerini" durdurmak zorundayız.

Gaziantep’i yeniden cazibe merkezi yapacak olan şey; sadece kebap kokusu değil, "Antep Esnaflığı" dediğimiz o kucaklayıcı ruhtur. Fırtına ne kadar sert olursa olsun, biz köklerimize ve birbirimize sahip çıkarsak, bu şehri yine bölgenin rakipsiz lideri yaparız. Yeter ki rehavetten kurtulalım ve dürüst kazancın bereketine yeniden inanalım.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı