Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Beton Kalelerde Komşuluk Hukuku

Paylaş:
N

Dünya değişiyor, şehirler göğe doğru yükselirken bizler de beton blokların arasında yeni bir yaşam biçimi öğrenmeye çalışıyoruz. Eskiden mahalleler vardı; sokaklarında çocuk kahkahalarının yankılandığı, bir evde pişen çorbanın kokusu gittiğinde "hak kalmasın" diye bir kase de yan komşuya uzatılan, kapıların güvenle aralık bırakıldığı samimi zamanlar... Şimdilerde ise yüz altmış haneli, yüzlerce insanın aynı çatı altında bir arada yaşadığı devasa sitelerde oturıyoruz.

Ancak binalarımız büyürken gönül bağlarımız daralmamalı, duvarlarımız kalınlaşırken kalplerimiz birbirinden uzaklaşmamalıdır. Çünkü komşuluk hukuku, toplum olarak huzurla ve insanca yaşayabilmemizin en temel harcıdır.

Yüz altmış daire demek; yüz altmış ayrı hayat, yüzlerce farklı huy ve kültür demektir. Böyle kalabalık bir yaşam alanında dostluk ve kardeşlik bağlarını korumak tesadüflere bırakılamaz; bilinçli bir gayret gerektirir. Bir asansörde karşılaştığımız komşumuza vereceğimiz içten bir "Günaydın", koridorda tebessümle sunulan bir selam, o soğuk beton yapıları birer sıcak yuvaya dönüştürür. Geleneğimizdeki "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" anlayışı da sadece bir ekmeği paylaşmayı değil; komşunun derdiyle dertlenmeyi, onun huzurunu kendi huzurumuz bilmeyi öğütler.

Bu çatının altında gözden kaçırmamamız gereken en büyük zenginliğimiz ise bahçede koşturan, oyunlar oynayan çocuklarımızdır. Site içerisindeki her bir evlat, sadece kendi annesinin babasının değil, hepimizin çocuğudur. Onların hepsini kendi evladımız gibi sahiplenmek, korumak ve yetiştiği ortama sevgi tohumları ekmek boynumuzun borcudur. Bugün bu sitenin bahçesinde birlikte büyüyen, aynı oyun alanını paylaşan bu çocuklar, yarın birbirinin en yakın dostu, en sağlam kardeşi olacaktır. Onlara bırakacağımız en büyük miras, kimsenin kimseden üstün olmadığını, bu çatı altında herkesin eşit ve kıymetli birer fert olduğunu yaşayarak öğretmektir.

Unutmayalım ki, buradaki mülk sahipleri olarak bizler ömrümüzün büyük bir kısmını, belki de tamamını bu adreste geçiriyoruz. Yıllarca aynı koridorları adımlayacak, aynı havayı soluyacak ve aynı bahçede yaşlanacağız. Hayat boyu ikamet edeceğimiz bir mekanda huzursuzlukla, kırgınlıkla veya gerginlikle yaşamak yerine; komşularımızla dostluk ve kardeşlik içerisinde bir ömür sürmekten daha kıymetli ne olabilir?

Elbette bir arada yaşamak ortak bir sorumluluk ahlakı da gerektirir. Sosyal alanlar, spor tesisleri, bahçeler ve otoparklar hepimizin ortak malı. Bu alanları belirlenmiş kurallara uygun kullanmak, sadece bir site yönetmeliğine uymak değil; doğrudan insan hakkına ve komşuluk hukukuna saygı duymaktır. Gece yarısı zamansız bir sesle, usulüne uygun bırakılmayan bir çöp veya ortak alandaki kuralsızlıkla bir başkasının huzurunu çalmaya kimsenin hakkı yok. Bireysel özgürlüğümüzün, komşumuzun rahatının başladığı sınırda bittiğini zihnimize kazımalıyız.

Hepsinden önemlisi, toplu yaşamlarda asıl duruş problem çıkaran değil, problem çözen tarafta durabilmektir.

İnsanların bir arada olduğu her yerde aksaklıklar ve fikir ayrılıkları yaşanabilir. Mesele, pireyi deve yapmak değil; bir sorunla karşılaşıldığında yapıcı bir dille, olgunlukla ve zarafetle yaklaşabilmektir. Öfkeyle hareket etmek kimseye yarar sağlamaz; doğru olan, zeytin dalı uzatabilmektir. Sesini yükselten değil, söze nezaket katabilen bir anlayış hem bireyi büyütür hem de yaşanan mekanı gerçek bir huzur yuvasına dönüştürür.

Aynı çatının altında nefes aldığımız insanlarla sadece aynı adresi değil, bir yaşamı paylaşıyoruz. Yüz altmış haneli bir sitede her kapının arkasında dostluklar biriktirmek bizim elimizde. Kendi kapımızı huzura açmak istiyorsak, işe komşumuzun huzurunu koruyarak başlamalıyız.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Marka Flower Çiçekçi
WhatsApp
İhbar Hattı