Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Fatma Şahin’in Umut Gemisi ve Cudi’nin Eteklerinde Birleşen Nehirler

Paylaş:
N

Anadolu coğrafyası, yalnızca dağlardan, nehirlerden ya da sınırlardan ibaret bir toprak parçası değildir; her bir köşesi insanlığın ortak hafızasını, acısını, neşesini ve en önemlisi kadim bağlarını taşır. Bu bağların en somut, en hüzünlü ve aynı zamanda en umut dolu olanlarından biri, geçtiğimiz günlerde Şırnak’ta, Cudi Dağı’nın gölgesinde yeniden filizlendi.Fatma Şahin’in Umut Gemisi ve Cudi’nin Eteklerinde Birleşen Nehirler

Bu yıl 5’incisi düzenlenen Hz. Nuh’u Anma ve Sefine Festivali, sadece bir kültürel etkinlik olmanın çok ötesine geçerek; terörün gölgesinden sıyrılan bölgenin, barışa, kardeşliğe ve geleceğe olan susuzluğunu tüm Türkiye’ye haykırdı. Cudi semalarında yüzlerce dronun bir araya gelerek oluşturduğu Hz. Nuh’un Gemisi, güvercin ve zeytin dalı figürleri, aslında hepimizin uzun süredir özlemini duyduğu o büyük huzur ikliminin birer sembolüydü.

İşte bu anlamlı iklimin en güçlü mimarlarından ve ortaklarından biri de Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin oldu. Gaziantep’in kültürel gücünü, Şehir Tiyatrosu’nun "Nuh Tufanı" gösterisiyle Şırnak’a taşıyan Şahin, festivalde yaptığı konuşmayla sadece bir belediye başkanı değil, bu toprakların dertleriyle dertlenen bir Anadolu kadını, bir devlet figürü olarak kalplere dokundu.

Fatma Şahin’in kürsüdeki duruşu ve kurduğu cümleler, siyasetin ezberlerini bozan, kalpten kalbe giden bir köprünün taşları gibiydi. "Biz aynı coğrafyanın çocuklarıyız. Biz Dicle’nin ve Fırat’ın çocuklarıyız" derken, nehirlerin sadece toprağı değil, kaderimizi de birbirine bağladığını hatırlatıyordu. Dicle ve Fırat’ı birbirinden ayırmak nasıl imkansızsa, bu coğrafyanın insanını da birbirinden koparmanın öyle imkansız olduğunu vurguluyordu.

Bölge halkının son 50 yılda çektiği çileye, ödediği bedellere samimi bir yürekle "Yeter artık" diyen Şahin, adaletin ve eşitliğin referansını yine bu toprakların en köklü değerlerinde buldu. Veda Hutbesi’nin o evrensel ilkesine, 1400 yıl önce ilan edilen insan hakları beyannamesine atıfta bulunarak; ırk, mezhep ya da doğulan yer fark etmeksizin her bir bireyin "eşref-i mahlukat" olarak birinci sınıf vatandaş olduğunu yüksek sesle dile getirdi.

Bu vurgu, sıradan bir hitabetin çok ötesindedir. Bu, Fatma Şahin’in yıllardır hem parlamentoda hem de yerel yönetimde savunduğu "insanı yaşat ki devlet yaşasın" felsefesinin Şırnak’taki yankısıdır. Onun vizyonunda belediyecilik; sadece yollar yapmak, binalar inşa etmek değildir; şehirler arasında gönül köprüleri kurmak, Batman’ın, Şırnak’ın, Gaziantep’in acısını ve sevincini bir potada eritebilmektir.

Konuşmasının en can alıcı yeri ise adeta bir manifesto niteliğindeydi: "1400 yıl önce verilen talimata uyduğunuzda Nuh’un gemisindesiniz. İyiler yaşayacak, iyilik yaşayacak."

Bugün dünyamız ve bölgemiz yeni tufanlarla, çatışmalarla ve nifak tohumlarıyla sarsılırken; Fatma Şahin, Şırnak’tan yükselttiği bu sesle hepimize güvenli bir liman, bir sığınak gösteriyor. O liman; birbirimizi yaradandan ötürü sevdiğimiz, iyiliği çoğalttığımız o büyük kardeşlik gemisidir.

Gaziantep’ten Şırnak’a uzanan bu el, Cudi Dağı’nın eteklerinde yankılanan bu ses, Türkiye’nin geleceğine tutulan en parlak ışıktır. Yolumuz iyiliğin, rotamız ise o asil geminin yolu olsun. Çünkü Fatma Şahin’in de yürekten inandığı ve bizlere hatırlattığı gibi; eninde sonunda iyiler yaşayacak, iyilik yaşayacak.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı