Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Timur’un Dağınık Ordusu: Okullarda Çöken Disiplin ve Kaybolan "Eşik"

Paylaş:
N

Eski kuşaklar çok iyi hatırlar; okul bahçeleri bir zamanlar adeta nizami bir saat gibi tıkır tıkır işlerdi. Sabah zili çaldığında, o dağınık çocuk kalabalığı saniyeler içinde sınıf sınıf hizaya girer, çizgiler sabitlenir, adımlar senkronize olurdu. Andımız okunurken çöken o derin sessizlik, ardından okul müdürünün kürsüden yaptığı kurumsal, ağırlığı olan o konuşmalar... Sınıfların birbirini ezmeden, adeta bir tören yürüyüşü zarafetiyle içeri alınması sadece bir rutin değildi. O, çocuğun ruhuna kuralları, aidiyeti ve kamusal alanda sınır bilmeyi üfleyen görünmez bir ritüeldi.

Bugün hangi ilkokulun bahçesine gitseniz, sabah zili çaldığında karşılaştığınız manzara ne yazık ki tamamen farklı. Ortada nizami bir yapı yok; her kafadan bir sesin çıktığı, kimin nereye koştuğu belli olmayan, zapt edilmeye çalışılan bir kargaşa var. Bugünün öğrencileri, tabiri caizse "Timur’un dağınık ordusu" gibi okul kapılarına yığılıyor.

Peki, ne ara ve nasıl kaybettik o nizamı? Buradan başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere tüm eğitim yöneticilerine, kalıplaşmış pedagojik ezberleri bir kenara bırakıp bu sarsıcı gerçeği okumalarını öneriyorum. Çünkü okullarda çöken şey sadece sabah sırası değil; toplumsal düzenin ta kendisidir.

Zihinsel "Geçiş Eşiği" Yok Oldu

Eski sabah seremonilerinin pedagojik karşılığı bir "geçiş eşiği" yaratmaktı. Çocuk evdeki şımarıklıktan, sokaktaki serbestlikten çıkıp o nizami sıraya girdiğinde zihni otomatik olarak şu sinyali alırdı: "Serbest zaman bitti; şimdi kuralları, otoritesi ve ciddiyeti olan kamusal bir alandayım."

Bugün o eşik tamamen kalktı. Çocuklar bahçeden sınıflara bodoslama, dağınık ve gürültüyle giriyor. Sonuç? Dersin ilk yirmi dakikası, öğretmenin sınıfı sakinleştirmeye, "Timur'un ordusunu" düzene sokmaya çalışmasıyla heba oluyor. Sınıfa nizam getiremeyen sistem, zihne nasıl aydınlanma getirecek?

Pedagojik İllüzyon: Sınır Tanımayan Nesiller

Modern ebeveynlik ve son yıllarda MEB’in de çanak tuttuğu bazı "aşırı esnek" pedagojik yaklaşımlar, çocuğun özgürlüğünü kısıtlamamak adına "sınır koymayı" tamamen unuttu. Evde hiçbir kurala, hiçbir "hayır"uyarısına maruz kalmadan, her istediği anında eline verilen bir çocuk, okul bahçesindeki o ortak kurallarla karşılaştığında bunu özgürlüğüne bir saldırı olarak görüyor.

Eğitim yöneticilerine sormak gerek: Evde sınır öğrenmeyen, okul bahçesinde ortak ritme ayak uyduramayan bu çocuklar yarın trafikte kırmızı ışıkta beklemeyi, kuyrukta sırasını gözetmeyi, devletin kanununa saygı duymayı nasıl öğrenecek? Okuldaki disiplinsizlik, yarının suç istatistiklerinin beslendiği ana damardır.

Komuta Zinciri Koptu, Öğretmen Yalnız Kaldı

Bir ordunun dağınıklığı, komutanın yetkisizleştirilmesiyle başlar. Eskiden öğretmen ve idare, arkasında devletin ve velinin tam desteğini hisseden mutlak bir otoriteydi. Bugün ise veli baskısı, CİMER şikayetleri ve popülist politikalar yüzünden öğretmenin elindeki tüm yönetsel enstrümanlar alındı. Öğretmen, sınıfta en ufak bir disiplin kuralını uygulamaya kalktığında kapısında "çocuğumun psikolojisi bozuldu" diyen aşırı koruyucu velileri buluyor. Bakanlık koridorlarında üretilen teorik vizyonlar, sahada yalnız bırakılan, yetkisi elinden alınmış öğretmenin çaresizliğine çare olmuyor.

Bakanlığa ve Eğitimcilere Ders Notu:

Eğitimi sadece modern binalardan, akıllı tahtalardan ve dijital içeriklerden ibaret sananlar büyük bir yanılgı içindedir. Eğitim, her şeyden önce bir karakter ve düzen inşasıdır. Eski sistemin "katı veya askeri" bulunan yönlerini eleştirmek kolaydır; asıl hüner, o sistemin içindeki "özdenetim, saygı ve nizam" ruhunu modern dünyaya entegre edebilmekti. Biz bunu yapamadık. Eskiyi yıktık ama yerine kuralsızlıktan başka bir şey koyamadık.

Sayın Bakan ve saygıdeğer eğitimciler; eğer bu ülkenin geleceğinde kurallara uyan, birbirinin hakkına saygı gösteren, kamusal ahlaka sahip bir toplum hayal ediyorsanız, işe okul bahçelerinden başlamak zorundasınız. Çocuklara ortak bir ritme uymayı, sırasını beklemeyi, bir otoriteyi dinlemeyi yeniden öğretmeliyiz.

Çünkü unutulmamalıdır ki; okul bahçesinde "Timur’un dağınık ordusu" gibi hizaya girmeyen bir nesil, yarın ülkenin geleceğini de aynı dağınıklıkla kaosa sürükleyecektir. Düzen bahçede başlar, zihinde biter.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı