Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Tepside Baklava, Tencerede Taş!

Paylaş:
N

Siyasetçi ucuz tatlı peşinde, anne boş tencere başında, gençlik iltica yolunda! Gaziantep bugünlerde garip bir tiyatronun sahnesi haline geldi. Bir yanda belediye koridorlarında yankılanan “en ucuz baklava” naraları, diğer yanda ise pazar yerlerinde alev alev yanan fiyatların ortasında, tenceresine koyacak bir lokma bulamayan annelerin sessiz feryadı…Sahi, biz neyi tartışıyoruz? Şehrin asıl meselesi fıstığın kilosu mu, yoksa mutfaktaki yangın mı?

Ucuz Baklava Siyaseti; Bir İllüzyonun Anatomisi 

Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’ın başını çektiği bu "baklava gündemi", aslında devasa bir sorumluluktan kaçışın adıdır. Halkın cebindeki delik büyürken, ev kiraları maaşları yutarken ve ulaşım bir çileye dönüşmüşken; kalkıp baklava üzerinden "halkçılık" yapmak, yangın yerine parfüm sıkmaya benziyor. Bu popülist hamleler, kentin yapısal sorunlarını magazinel bir sosla örtbas etme çabasından başka bir şey değildir. 

OSB’de Çarklar Neden Duruyor?

Suni gündemlerin arkasında gizlenen en büyük tehlike ise Gaziantep’in kalbi olan Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (OSB) derin tıkanıklıktır. Bugün işçinin maaşını alamaması sadece bir sonuçtur; asıl sebep, sanayicinin küresel bir kıskaca hapsolmuş olmasıdır: Ortadoğu’daki bitmek bilmeyen savaşlar ve güvenli ticaret yollarının kaybı, Kızıldeniz ve limanlardaki lojistik tıkanıklıklar ve küresel resesyonun getirdiği sipariş iptalleri… Gaziantep sanayisi can çekişirken, yöneticilerin bu yapısal krizle yüzleşmek yerine "tatlı" masalları anlatması, yaklaşan ekonomik fırtınaya karşı gözlerini kapatmasıdır. Fabrika bacası tütmezse, o "ucuz" dediğiniz baklavayı alacak bir kuruş bile kalmayacak kimsede. 

Mühendisten Zabıta Yaratan Vizyon(!) 

Bu vizyoner(!) belediyecilik anlayışı, sadece baklava fiyatıyla da sınırlı kalmıyor. İnşaat mühendislerini, mimarları ve elektrik-elektronik mühendislerini "zabıta" olarak istihdam edeceğini duyuran anlayış, aslında bu şehrin zekasına vurulmuş en ağır darbedir. Binbir emekle yetişmiş mühendisi şantiyede ya da Ar-Ge merkezinde değil de pazar yerinde seyyar satıcı kovalarken hayal etmek, bir kentin geleceğini intihara sürüklemektir. 

Tencerede Kaynayan Taş ve Gençliğin İlticası 

Bugün pazar yerleri yangın yeri. Sahada gezerken gördüğümüz manzara, tarihin en acı sahnelerinden birini hatırlatıyor. Evladına yemek pişiyor hissi vermek için tencereye taş koyup kaynatan anneleri… Biz ekranlarda baklava fiyatı yarıştırırken, binlerce anne o tenceredeki taşın yumuşamasını bekliyor.

Öte yandan, diploması cebinde ama umudu tükenmiş gençlerimiz, bu "zabıta vizyonuna" mahkûm olmamak için yurt dışına iltica etmenin yollarını arıyor. Gaziantep pırıl pırıl beyinlerini ihraç ediyor; ama bu gurur duyulacak bir ihracat değil, bu bir "umut göçü, bu bir beyin göçü"

Baklava mı, Gelecek mi?

Gaziantep artık bu suni teneffüsle yaşayamaz. Şehrin ihtiyacı olan şey vitrin süslemek değil; lojistik krizine çözüm bulmak, sanayiciyi küresel daralmaya karşı korumak ve en önemlisi, pazar yerindeki yangını söndürüp o tencereleri doldurmaktır. Unutmayın; baklava ne kadar tatlı olursa olsun, aç bir annenin evladına kaynattığı taşın acısını bastıramaz. Yarın sabah uyandığımızda, elimizde bir dilim baklava değil, bu şehrin ağır gerçekleri olacak. O gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız?

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı