Toplumun her katmanında karşımıza çıkan, her konuda "tek otorite" olduğunu iddia eden ama aslında derinliği olmayan o tiplemeleri masaya yatırmanın vakti geldi. Vatandaş gözüyle baktığımızda, bu manzara artık sadece bir komedi değil, ciddi bir liyakat sorununa dönüşmüş durumda.
Ekranlardaki Allameler
Her akşam kanal kanal gezip, harita başında elinde sopayla "Trump şunu dedi, İran bunu demek istedi" diye ahkam kesenleri izliyoruz. Adamlarda öyle bir özgüven var ki, sanırsın Beyaz Saray’ın anahtarı cebinde, Tahran’ın kozmik odası mutfağında! Gaziantep tabiriyle söyleyeyim; aslı astarı yok, hep kuru sıkı! Bilmediği konuya "bilmiyorum" demek zül geliyor bunlara. Her boka maydanoz olmak, her mevzuya bir kulp takmak profesyonel meslekleri olmuş. Memleketin gerçek meseleleri dururken, bu "herbokologların" yarattığı bilgi kirliliği asıl savaştan daha tehlikeli hale geldi.
Bilgi Kirliliği, Bombadan Daha Tehlikelidir
Ekranlarda her akşam elinde sopayla harita başında strateji kasanların yarattığı bilgi kirliliği, bazen o coğrafyalarda patlayan bombalardan daha fazla tahribat yaratıyor. Bilgi, namustur. Ancak günümüzde "herbokolog" diye tabir ettiğimiz bu kitle, bilginin namusunu değil, ratingin cazibesini tercih ediyor.
Hele o en acı olanı... İslam coğrafyası kan ağlarken, analar babalar evlatlarının cenazesini kucaklarken; bizim bu "ekran allamelerinin" stüdyolarda kahve yudumlayıp, sanki bir bilgisayar oyunu anlatıyormuşçasına yorum yapmaları vicdanları yaralıyor. İslam dünyasının acısı, Trump’ın bir tweet’ine ya da İran’ın hamlesine meze edilecek kadar ucuz değildir!
Bölünmeye Karşı Tek Yürek
Bu yaşanan büyük skandallardan ve ekranlardaki bilgi kirliliğinden çıkarmamız gereken asıl ders şudur: Birlik ve beraberlik. Bakın, yanı başımızdaki İran halkı, dışarıdan kurgulanan her türlü bölünme senaryosuna karşı nasıl tek vücut oldu. Onlar, "herbokologların" kağıt üzerinde çizdiği o parçalı haritaları, meydanlarda birleşerek yırtıp attılar. İslam coğrafyası üzerinde oynanan bu kirli oyunları bozacak tek güç, stüdyolardaki boş lakırdılar değil, halkların sarsılmaz kardeşliğidir.
Sözün Özü ve Liyakat
Netice itibarıyla; her akşam ekranlarda masal anlatanlara kulak asarken bir şeyi unutmayalım: Bilgi, liyakat ister; analiz ise dürüstlük. Gaziantep tabiriyle; "Her sakallıyı deden sanma", her eline sopa alıp harita başına geçeni de uzman belleme!
Vatandaş olarak son uyarım şudur: Kaynağı belirsiz, liyakati tartışmalı, sadece yüksek sesle konuşan her sese prim vermeyin. Bizim bu coğrafyanın bir parçası olarak, fitneye karşı ferasetle, ayrışmaya karşı ise birbirimize daha sıkı sarılarak durmamız elzemdir. Zira oyun büyük, ama bizim birliğimiz o oyundan daha büyüktür.
Kurgulanmış senaryolarla değil, akıl ve sağduyuyla dolu bir sabah uyanmak dileğiyle...