Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Ehliyetsiz Ebeveynlik Çağı ve Acilen Açılması Gereken "Anne-Baba Okulları”

Paylaş:
N

Geçenlerde bir öğretmen dostumla dertleşiyorduk. Söylediği şu söz zihnime bir çivi gibi çakıldı: "Ali Bey, biz artık çocukları eğitemiyoruz, çünkü her gün okul kapısında ' yeni nesil velilerle' savaşmak zorunda kalıyoruz."

Haksız da değil. Sokakta, sosyal medyada, okul koridorlarında sıkça rastladığımız bir veli profili var artık. Çocuğuna en ufak bir sınır çizemeyen, onu dünyanın merkezine koyup adeta tapınan, ama iş sorumluluk almaya gelince topu taca atan bir kitle. Öğretmenin verdiği ödevi beğenmeyen, okulun kurallarını kendi çocuğuna göre esnetmeye çalışan, evladını bir "birey" değil de kendi gerçekleştiremediği hayallerinin bir "projesi" olarak gören veliler...

Daha da acısı ne biliyor musunuz? Bugün bu ülkede birçok öğretmen sabah evden çıkarken eşiyle, çoluğuyla çocuğuyla helalleşerek çıkıyor. Çünkü gideceği okulda can güvenliğinin olmadığını biliyor. Sınıfta ders anlatırken, okul koridorunda yürürken her kapı çalındığında, her yabancı veliyi gördüğünde yüreği ağzına geliyor: "Acaba bana mı saldıracak? Yine ne oldu, çocuğuna ne yaptım?" endişesiyle fersah fersah uzaklaşan bir mesleki huzur...

İşin daha da vahimi, çocuğun evdeki disiplinsizliğini, internetten kaptığı kötü alışkanlıkları, hatta sokaktaki olumsuz davranışlarını bile okula ve öğretmene yükleyen bir kolaycılık türedi. Kendi yapamadığı ebeveynliğin faturasını öğretmene kesen, sorumluluktan kaçan bu anlayış yüzünden eğitimciler adeta günah keçisi ilan ediliyor. Bir ülkenin geleceğini emanet ettiğimiz eğitimcinin kapı her tıkırdadığında bu "şiddet ve itham" korkusunu yaşaması, hepimizin ortak utancıdır.

Sonuç mu? Ne okulda dikiş tutturabilen ne de hayatta kendi ayakları üzerinde durabilen, doyumsuz ve bencil bir nesil yetişiyor. Üstelik bu nesil, korkuyla sindirilmiş, mesleki onuru zedelenmiş bir eğitim kadrosunun elinde şekillenmek zorunda kalıyor.

Peki, suç sadece bu anne-babalarda mı? Açık konuşalım: Hayır.

Bugün en basitinden bir otomobil kullanmak için bile aylarca kursa gidiyor, direksiyon sallıyor, yazılı ve uygulamalı sınavlardan geçiyoruz. Küçücük bir metal yığınını trafiğe çıkarmak için "ehliyet" şart koşuluyor. Ama bir insan yetiştirmek, bir toplumun geleceğini inşa etmek gibi dünyanın en ağır, en hassas sorumluluğunu hiçbir eğitim almadan üstleniyoruz. Ebeveynliği ya kulaktan dolma eski usullerle ya da sosyal medyadaki içi boş "influencer" tavsiyeleriyle yürütmeye çalışıyoruz.

İşte tam da bu yüzden, artık radikal bir adım atmanın vakti geldi de geçiyor.

Devletin; Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve yerel yönetimler eliyle acilen "Ebeveynlik Okulları" kurması gerekiyor. Üstelik bu iş, çocuk doğduktan sonra pedagoji kitapları karıştırmakla olmaz. Eğitim, daha nikah masasına oturmadan, çiftlerin evlilik hazırlığı yaptığı o ilk gün başlamalı; anne karnındaki süreçten itibaren bir müfredata bağlanmalı.

Nasıl bir müfredat mı?

Çiftlere sadece bebek bezi değiştirmeyi değil; dijital çağın ortasına doğan bir çocuğa nasıl sınır çizileceğini, "hayır" diyebilmenin bir şiddet değil şefkat olduğunu anlatacak bir müfredat. En önemlisi de bu okullarda bir "Veli Ahlakı" dersi olmalı. Bir anneye, bir babaya; okul kapısından içeri girdiğinde eğitimcinin alanına saygı duyması gerektiği, öğretmenin mesleki itibarına gölge düşürmenin aslında kendi çocuğunun geleceğini baltalamak olduğu daha yolun başında öğretilmeli.

Çocuk eğitimi anne karnında başlar, ailede şekillenir, okulda olgunlaşır. Biz sacayağının ilk ve en önemli ayağını tamamen şansa ve el yordamına bırakmış durumdayız.

Eğer bu "yeni nesil veli" girdabından çıkmak, öğretmenlerimize hak ettikleri huzurlu ve güvenli çalışma ortamını sağlamak ve gerçekten sağlıklı bir nesil yetiştirmek istiyorsak; ebeveynliği "içgüdüsel bir süreç" olmaktan çıkarıp "bilinçli bir sorumluluk" haline getirmek zorundayız.

Evlenmek ve çocuk sahibi olmak sadece nüfus cüzdanına bir imza atmak ya da bir kayıt düşmek olmamalı; o çocuğun ruhsal ve toplumsal sorumluluğunu taşıyabileceğine dair bir "ehliyet" gerektirmeli. Aksi takdirde, okul kapılarında öğretmen döven, sınav beğenmeyen, sınır tanımayan velileri ve onların elinde ziyan olan çocukları konuşmaya daha çok devam ederiz.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı