Geçtiğimiz akşam Gaziantep, kelimenin tam anlamıyla muhteşem, coşku dolu ve gözlerimizi dolduran bir kültür şölenine sahne oldu. Empati İlkokulu’nun düzenlediği “Halk Dansları Festivali”, sadece çocukların sahnedeki rengarenk gösterilerinden ibaret değildi; bir kentin, bir derneğin ve adanmış bir eğitim kadrosunun el ele verdiğinde ortaya nasıl bir şaheser çıkarabileceğinin somut bir kanıtıydı.
Bildiğiniz gibi Şehitkamil Empati İlkokulu, sıradan bir okul değil. Bugün Gaziantep’te, vizyon sahibi pek çok velinin çocuğunu kaydettirebilmek için adeta birbiriyle yarıştığı, şehrimizin en prestijli, en gözde eğitim kalelerinden biri haline geldi. Empati Derneği’nin toplumsal dayanışma bilinciyle inşa ettirip Milli Eğitim Bakanlığı’na armağan ettiği bu yuva, fiziki imkanlarının ötesinde, yakaladığı o muazzam eğitim kalitesiyle şehrin markası oldu.
İşte o muhteşem festival gecesinde sahneye yansıyan şey, sadece çocukların adımları ya da öğretmenlerin kendi içindeki o takdireşayan birlik ve beraberliği değildi. Asıl büyüleyici olan; yönetimiyle, öğretmenleriyle, çalışanlarıyla, velileriyle ve öğrencileriyle bir bütün olmuş, adeta tek bir yürek gibi çarpan o devasa "Empati Ailesi"nin kenetlenmesiydi. Okulun kapısından içeri giren o kolektif ruh, tüm salonu sardı. Velinin öğretmenine duyduğu güven, öğretmenin öğrencisine verdiği emek, yönetimin sağladığı vizyonel zemin bu gecede adeta etle tırnak gibi birleşti.
Okul Müdürü İrfan Balbey’ın gecenin ardından yaptığı şu açıklama da bu muazzam birlikteliğin bir teşekkür nişanesiydi: "Öğrencilerimizin yeteneklerini sergilemelerine fırsat sunan, özveriyle çalışan ve festivalimizin coşku içinde geçmesine katkı sağlayan her bir öğretmenimizin emeği bizim için çok değerlidir. Gösterdikleri gayret, fedakârlık ve ekip ruhu sayesinde unutulmaz bir etkinlik yaşadık."
İrfan Müdürün de vurguladığı gibi, bu başarıda aslan payı şüphesiz o gizli kahramanların, yani fedakâr öğretmenlerimizin. Sahnedeki çocukların gözlerindeki o parıltının, sergiledikleri o muazzam özgüvenin arkasında öğretmenlerimizin aylarca süren uykusuz geceleri, sabırları ve bitmek bilmeyen enerjileri var. Müfredatın çok ötesine geçerek, ders zili çaldıktan sonra da okulda kalan, çocukların kostümünün her bir puluyla, adımlarının her bir ritmiyle tek tek ilgilenen öğretmenlerimiz, sadece bir dans öğretmediler; bu kentin çocuklarına geleneklerimizi, kültürümüzü ve en önemlisi "birlikte başarma" duygusunu aşıladılar.
İşte eğitimciliğin, o fedakârlığın en somut meyvesini ben o geceyi izlerken bizzat müşahede ettim. Sahne sanatlarının çocukların özgüven kazanmasındaki o muazzam gücü, gözlerimizin önünde bir gerçeğe dönüştü. Gecede bazı sınıflar sadece dans figürleriyle değil, sahnede bizzat enstrüman kullanarak ritim ve müziği harmanlayan canlı performanslar sergilediler. Çocukların hem enstrümanlarına hakim olup hem de koreografiyi bozmadan o sahne disiplinini sürdürmesi, izleyenlerden büyük alkış aldı. Henüz yolun çok başındaki bir anaokulu öğrencisi, sahnenin kendisine ayrılan yerinde öyle bir gururla, öyle bir vakarla duruyordu ki... O minicik bedenin sergilediği o asil duruş, o özgüven dolu bakışlar adeta salondaki herkesin göğsünü kabarttı. Binlerce kişinin karşısında, o ışıkların altında o cesareti sergileyebilmek, bir çocuğun hayatı boyunca taşıyacağı en büyük sermayedir. İşte öğretmenlerimizin aylarca ilmek ilmek işlediği, sabırla büyüttüğü o emek, o minicik yüreklerde böylesine devasa bir özgüven patlamasına dönüşmüştü.
Gaziantep’te bir okulun neden bu kadar çok talep gördüğünün, neden parmakla gösterildiğinin cevabı işte bu gecede saklıydı. Eğitim, dört duvar arasında kitaptan formül ezberletmek değil; veliyi, öğrenciyi ve öğretmeni aynı sevgi ve güven potasında eritebilmektir.
Sahne önündeki o muhteşem alkışlar çocuklarımıza gittiyse; o sahnenin arkasındaki koca alkış tufanı da velisiyle bütünleşen, şehre örnek bir aile tablosu sunan başta İrfan Balbey olmak üzere okul idaresine, tüm çalışanlara ve bu gecenin asıl mimarı olan kıymetli öğretmenlerimize helal olsun.
Gaziantep’in "Empati" ruhuna sağlık; iyi ki varsınız!