Gaziantep, içine girmeyi başaramayanlar için sadece devasa fabrikaların çarklarının döndüğü, sanayi endekslerinin ve ihracat rakamlarının konuşulduğu rasyonel bir şehirdir. Ancak bu kentin ruhunu koklayanlar bilir ki, bu toprakların hamurunda sert bir üretim disiplini kadar, estetiğin ve yaratıcılığın da kadim izleri vardır.
Geçtiğimiz günlerde Şehitkamil Belediyesi ve Gaziantep Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 3. Moda ve Tasarım Haftası kapsamındaki Cosplay ve Sürrealizm Defilesi, bu gerçeği tüm dünyaya çok çarpıcı bir görsel manifestoyla hatırlattı. Mekan; Bizans’ın, Asur’un, Roma’nın, Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın sessiz tanığı, binlerce yıllık Dülük Antik Taş Ocağı’ydı. İnsan elinin taşa vurduğu ilk murç darbelerinden bugüne sönmeyen o mistik atmosfer, bu kez genç tasarımcıların fütüristik, dijital ve gerçeküstü vizyonuna ev sahipliği yaptı.
Gelenekten Avangarda Ortak Bir Tasarım Hafızası
Aslında Dülük’te yükselen bu modern sanatsal çığlık, tesadüfi bir başarı ya da gökten inme bir organizasyon değil. Bu şehir, çok kısa bir süre önce kentin vizyoner yüzünü taçlandıran, uluslararası ölçekteki o büyük Halı Tasarım Yarışması’na ev sahipliği yaptı. Gaziantep’in dünya lideri olduğu makine halısı ve tekstil sektörü, uzun zamandır fason üretim girdabından çıkıp "katma değerli tasarım" kulvarına geçmek için müthiş bir direnç gösteriyor.
İşte dün tezgahtaki halının ilmeğine, ipliğin rengine yön veren; geleneksel motifleri modern dünya trendleriyle buluşturan o vizyoner akıl, bugün Dülük Antik Taş Ocağı’ndaki podyumda sürrealist kostümlerle karşımıza çıktı. Halı tasarım yarışmasıyla endüstriyel dünyada rüştünü ispat eden Gaziantep’in genç beyinleri, Dülük’te ise modanın ve performans sanatının sınırlarını zorladı. Mitolojik ögelerle harmanlanan cosplay tasarımları, taş ocaklarının loş ve devasa sütunları arasında adeta bir rüya alemi yarattı.
Bu durum bize net bir şey söylüyor: Gaziantep artık sadece bir üretim üssü değil; modaya, tasarıma ve küresel trendlere yön veren bütüncül bir "Tasarım Hafızası" inşa ediyor.
UNESCO Yolunda Stratejik Bir Hamle
Defilenin sanatsal boyutunu, yerel yönetimin küresel vizyonuyla taçlandıran hamle ise Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’dan geldi. Başkan Yılmaz, Dülük’ün insan yaşamının ve yerleşimin hiç kesintiye uğramadığı nadir coğrafyalardan biri olduğunu hatırlatarak, burayı UNESCO Dünya Mirası Aday Listesi’ne taşıdıklarının müjdesini verdi. "Bizans, Asur, Pers, Roma, Selçuklu ve Osmanlılar burada yaşamış. Doğu ile Batı’nın kesiştiği yer. Bu zenginliği dünyaya tanıtmakta kararlıyız."
Bu cümle, sadece turistik bir temenni değil. Antik alanları korumacılık adı altında "soğuk birer müze" olarak hapsetmek yerine; yaşayan, üreten, üniversiteyle entegre olan ve gençliğin enerjisiyle nefes alan dinamik merkezlere dönüştürme iradesidir. Prof. Dr. Ebru Çoruh nezdinde akademik dünyayı ve gençleri bu sürece dahil etmek, kent kimliğini küresel ölçekte parlatacak en doğru formüldür.
Sözün Özü
Gaziantep, sanayinin soğuk çeliğiyle tarihin sıcak taşını sanat potasında eritmeyi başarıyor. Dün halı dokuma tezgahlarında tasarımın sınırlarını genişleten bu kent, bugün Dülük’ün koynunda zamanı bükerek sürrealist bir geleceğe göz kırpıyor.
Gece bittiğinde, antik taşların üzerinde kalan renkli ışıkların gölgesi bizlere şunu fısıldıyordu: Tarih, ona sırtını dönenlerle değil; onu sanatla, endüstriyle ve gelecekle buluşturanlarla yaşar. Dülük, artık sadece taşın değil; modanın, vizyonun ve hayal gücünün de ocağıdır.