
Tarih, bazen dar bir su yolunda düğümlenir. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı, sadece bir coğrafi geçit değil; imparatorlukların kaderinin tayin edildiği, "Eski Dünya" ile " Yeni Dünya"nın birbirine girdiği bir mahşer alanıydı. Bugün, 2026 yılının Mart ayında gözlerimizi Hürmüz Boğazı’na çevirdiğimizde, o günkü stratejik sancının bir benzerinin enerji hatları üzerinden yaşandığını görüyoruz. 111 yıl önce Çanakkale’de çekilen o "Geçilmez" mührü, bugün küresel denklemin tam merkezinde hâlâ yankılanıyor.
İki Çağın Stratejik Karşılaşması
Lojistik veriler, zaman değişse de boğazların "dünyanın şah damarı" olma özelliğinin değişmediğini kanıtlıyor. 1915’te Çanakkale, Osmanlı’yı savaş dışı bırakmak isteyen bir "işgal" hattıydı; bugün Hürmüz, dünya petrol trafiğinin yaklaşık %30’unun geçtiği küresel ekonominin "atardamarı" hükmünde. Çanakkale’de 18 dev zırhlıyla zorlanan o kapı, bugün Hürmüz’de günlük ortalama 140 dev tanker ve askeri gemilerle zorlanıyor. 111 yıl önce mermiler havada çarpışırken, bugün Hürmüz sularında ekonomik ambargolar ve enerji fiyatları çarpışıyor.
Gaziantep’in Lojistik Sınavı ve Ekonomik Çanakkale
Bugün Hürmüz Boğazı'ndaki sıkıntıyı bütün dünya olduğu gibi Gaziantep ekonomisi ve Türkiye ekonomisi de çok ciddi şekilde çekiyor. Brent petrolün 100 doların üzerine yerleşmesi ve navlun maliyetlerinin katlanması, Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikalarımız için zorlu bir sınav niteliğinde. Ancak burada bir parantez açmak gerekiyor. Gaziantep sanayicisi ve esnafı, tüm bu küresel baskılara ve maliyet yüküne rağmen tek bir çatı altında toplanıyor. Zorluklar ne kadar büyük olursa olsun, şehri "Gazi" yapan o kadim ruhla tek bir ses yükseliyor: "Vatan her şeyin üzerindedir."
Mehmet Akif Ersoy’un Penceresinden Bakış
İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, o mahşeri günü anlatırken "Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var" diyerek direncin kaynağını göstermişti. Bugün de ekonomimizi ve bağımsızlığımızı hedef alan her türlü kuşatmaya karşı en büyük gücümüz; kâr-zarar hesabını vatanın selameti için bir kenara bırakan bu asil ruhtur. Akif’in "Korkma!" nidası, 111 yıl önce Çanakkale’de göğsünü siper eden Mehmetçik’ten, bugün fabrikasında üretimini sürdüren Antepli müteşebbise kadar hepimizin pusulasıdır.
Mühür Hiç Sökülmedi
111 yıl önce Çanakkale'de Seyit Onbaşı'nın sırtladığı o mermi, bugün küresel enerji ve ekonomi satrancında "bağımsızlık" diye bağıran her vicdanın sesidir. Gaziantep’in kendi milli mücadelesinde gösterdiği eşsiz direniş, Çanakkale Ruhu’nun Anadolu’nun bağrındaki sarsılmaz kalesidir.
18 Mart’ın 111. yılında başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve bu ruhu mısralarıyla ölümsüzleştiren Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle anıyoruz. Coğrafya kaderdir, ancak o kaderi tayin eden; boğazları sadece birer su yolu değil, bağımsızlık namusu olarak görenlerin iradesidir.