
Bu gece semanın kapıları ardına kadar açık; eller semaya, gönüller huzura müştak. İslam alemi olarak bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen Kadir Gecesi’nin eşiğindeyiz. Ancak bu mübarek gecenin nuru, coğrafyamızın üzerindeki kara bulutları dağıtmaya çalışırken, kalbimizin bir yarısı sevinçle, diğer yarısı ise derin bir kederle atıyor. Bayramı karşılamaya hazırlanırken, İslam coğrafyasında yaşanan acılar, modern dünyanın "sağır edici" sessizliğinde yankılanıyor.
Tarihin Tekerrürü: Gaziantep’ten Gazze’ye
Bugün Ortadoğu’nun dört bir yanında yükselen feryatlar, bizlere bir asır öncesinin Antep’ini hatırlatıyor. 1920’de, "Aç kalırız ama esir olmayız" diyerek toprağını savunan Antep halkı, o günlerde de bugünkü gibi dünyanın sessizliği ve işgalcilerin acımasızlığıyla baş başa bırakılmıştı. Fransız kuşatması altında, yiyecek ekmeği bile olmayan ama onurundan taviz vermeyen o şanlı direniş, bugün aynı coğrafyada hayatta kalmaya çalışan mazlumların en büyük aynasıdır. 11 ay süren o amansız kuşatmanın, açlıkla imtihan edilen çocukların ve sokak sokak verilen mücadelenin ne demek olduğunu bu topraklar, bu taşlar çok iyi bilir.
Sessiz Çığlıklar ve Sağır Vicdanlar
İslam beldeleri bugün adeta modern zamanların en ağır imtihanlarından geçiyor. "İnsan hakları" diyenlerin, söz konusu Müslüman coğrafyası olduğunda büründükleri o suskunluk, aslında insanlığın ortak vicdanının iflasıdır. Mazlumun ahı arşa yükselirken, dünyanın bu acılara göz yumması, adaletin sadece güçlüler için bir lütuf olduğunu bir kez daha yüzümüze çarpıyor. Antep savunması sırasında yaşanan o büyük trajedi; çocukların, kadınların ve yaşlıların hedef alınması, bugünkü "modern" savaşların da karanlık yüzüdür.
Bayramın Hüznü ve Gaziantep Ruhu
Cuma günü bayram namazına dururken, bir yanımızda Antep Savunması’nın 6317 şehidinin aziz hatırası, diğer yanımızda Ortadoğu’nun bugünkü kurbanlarının acısı olacak. Gaziantep, o acı günlerden "Gazi" unvanıyla, alnı ak bir şekilde çıktıysa; inanıyoruz ki bugünün mazlum coğrafyaları da bir gün o haklı hürriyetine kavuşacaktır. Bayram; kucaklaşmaktır, barıştır; ancak evini kaybetmiş bir çocuğun gözündeki yaş dinmeden gerçek manasına kavuşabilir mi?
Vicdanın Coğrafyası Birdir
Bir insan olarak sorumluluğumuz; unutulanı hatırlatmak, susulanı haykırmaktır. Antep’in o günkü yalnızlığı ile bugünün yalnız bırakılan İslam coğrafyasının arasındaki bağ, sadece bir tarihsel benzerlik değil, ortak bir kaderdir. Bu mübarek Kadir Gecesi hürmetine; dökülen kanların durmasını, adaletin tecelli etmesini ve mazlumun yüzünün güldüğü bir sabahın doğmasını niyaz ediyoruz.
Tüm İslam aleminin, mazlumların ve adalete susamış her yüreğin Kadir Gecesi mübarek olsun. Dualarımız bir, acımız bir, umudumuz bir olsun.