Eskiler kazancı sadece parada değil; hayır duasında, güvende ve gönül kazanmakta arardı. Zamanın amansız çarkları arasında kaybolmaya yüz tutmuş en kıymetli hazinemiz, şüphesiz ki o eski esnafların yüreklerindeki genişlik, alın terlerindeki saflıktı. Bugün sokakları ve ruhları kuşatan, yanındakini yok etmeye programlı modern ticaret anlayışının aksine; bu toprakların mayasında var olan Ahilik kültürü, ticareti bir zenginleşme aracı değil, bir ahlak manifestosu olarak görüyordu. Eskiler için yan dükkandaki esnaf bir rakip ya da düşman değil; aynı çarşının bereketine ortak bir kader arkadaşı, bir kardeş demekti.

GÖNÜL KÖPRÜSÜNE...
Bu köklü ve asil duruşun, insanı kalbinden vuran en canlı örneklerinden birini, Gaziantep’in lezzet ve kültür çınarlarından Güllüoğlu Baklava’nın sahibi Ömer Güllü anlatıyor. Güllü’nün geçmişe özlem kokan şu samimi kelimeleri, aslında kaybettiğimiz değerlerin de bir özeti niteliğinde:
"Eskiden gelirlerdi yanımıza. 'Çağdaş nerede?' derlerdi; işimizi gücümüzü bırakır, o küçük Çağdaş'ın yerini göstermeye koşardım..."
İşte bu adanmışlık, insana verilen değerin en saf haliydi. Ömer Güllü, kendi ocaklarından yetişen ve daha sonra ayrılıp kendi iş yerini açan Üçler Baklavacı’nın ustası Mehmet Usta ile ilgili yaşadığı bir anıyı paylaşırken, eski esnafın ufku hakkında adeta ezber bozuyor. Tezgahta olduğu bir gün bir müşterinin kendisini arayıp Mehmet Usta’nın numarasını istediğini belirten Güllü, o an hissettiklerini ve sergilediği ahilik duruşunu şu sözlerle aktarıyor:
"Şimdi numarasını vermesem ondan kaçırır gibi olurum. Hanımefendiye 'Siz numaranızı verin, ben gider ona iletir, sizi aratırım' dedim. Kadın çok memnun oldu. Bizde rekabet falan olmadı sektörümüzde."
"RIZIK KULDAN DEĞİL, ALLAH’TANDIR"
Gaziantep Valisi Kemal Çeber de bu kadim duruşun, insanlığın bugün en çok ihtiyaç duyduğu ahlak sistemi olduğunu vurguluyor. Ahilik kültürünün özünü yansıtan bu anlayışın önemine dikkat çeken Vali Çeber, eskinin esnafının kazancın bereketini hırsla değil, kanaatle aradığının altını çiziyor.
Ahilik geleneğinde dürüstlüğün en büyük sermaye, güvenin ise en büyük kazanç olduğunu ifade eden Vali Çeber, "Eski esnaf rakibini düşman değil, aynı çarşının bereketine ortak bir kardeş olarak görürdü. Çünkü bilirdi ki rızık kuldan değil, Allah’tandır. Ölçüde adalet, ticarette ahlak ve insan sevgisi her şeyin önünde gelirdi" diyerek bu mirasın yaşatılması gerektiğine işaret ediyor.
SOLAN BİR RUHUN ARDINDAN
Gaziantep Valisi Kemal Çeber’in de belirttiği gibi; bu kadim anlayışın bizlere öğrettiği en büyük ders, kazancın yalnızca kasaya giren veya banka hesaplarını dolduran rakamlarla değil; alınan bir hayır duası, kazanılan sarsılmaz bir güven ve dokunulan bir gönülle ölçüldüğüdür.
Özlemle andığımız o eski günler, belki bir daha geri gelmeyecek. Sokakları taze çay ve esnaf muhabbetiyle dolduran, müşterisini velinimet bilip derdiyle dertlenen o güzel esnaflar birer birer aramızdan çekiliyor. Ancak paranın satın alamadığı o değerleri göğsünde taşıyan Ömer Güllü gibi değerlerin hatıraları, hırsın kör ettiği dünyamızda yolumuzu aydınlatmaya devam edecek en büyük ışık olarak kalacaktır.