Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

YANLIŞ GİDEN BİR ŞEYLER YOK MU?

YANLIŞ GİDEN BİR ŞEYLER YOK MU?
Paylaş:
N

Varsayalım ki yanlış giden bir şeyler yok…

Türkiye’nin dışarıdan nasıl göründüğünü bir kenara bırakalım. Ekonomik göstergeleri, uluslararası değerlendirmeleri, sıralamaları da şimdilik konuşmayalım.

Asıl meseleye bakalım:

Türkiye içeriden nasıl görünüyor?

Esnafın haline bakalım…

Esnaf borç batağında mı, değil mi?

Sanayici işçi çıkarıyor mu?

Fabrikalar tam kapasite çalışıyor mu, yoksa vardiyalar mı düşüyor?

İş arayan insanların sayısı artıyor mu?

Asgari ücretle çalışan bir vatandaş, aldığı maaşla ay sonunu getirebiliyor mu?

Açlık sınırının altında kalan gelirle bir aile nasıl geçinebilir?

Bunlar gerçekten görmezden gelinebilecek meseleler mi?

EMEKLİLİK YAŞI MI, EMEKLİNİN HAYATI MI?

Diyelim ki Avrupa ülkelerine göre Türkiye’de emeklilik yaşı normal.

Peki bizim emeklimizin hayatı normal mi?

Emekli maaşıyla rahatça geçinebilen, çocuklarına destek olabilen, hatta yılda birkaç gün olsun tatile çıkabilen kaç emeklimiz var?

65 yaşında emekli olmak belki istatistiklerde normal görünebilir.

Ama insan ömrü, sağlık şartları ve çalışma koşulları düşünüldüğünde, insanlarımız emekliliğini gerçekten yaşayabiliyor mu?

Mesele sadece kaç yaşında emekli olduğumuz değil.

Emekli olduğumuzda nasıl yaşadığımızdır.

GAZİANTEP’TE BAKLAVA LÜKS MÜ OLDU?

Gelelim Gaziantep’e…

Baklavanın kilosu 1.950 liraya ulaşmış.

Nohut dürümü 90 lira.

Fıstığın fiyatını zaten konuşmaya gerek yok.

Peki Gaziantepli, kendi şehrinin meşhur baklavasını gönül rahatlığıyla evine götürebiliyor mu?

Nohut dürümü artık sıradan bir vatandaş için günlük tüketilebilen bir yiyecek mi?

Gaziantep gastronomi şehri oldu.

Ama gastronomi şehri olduktan sonra yemek fiyatları neden vatandaşın cebini bu kadar yakmaya başladı?

Denetim yapılıyor mu?

“Serbest piyasa” dediğimiz şey gerçekten bu kadar mı serbest?

Bir ürünün fiyatını belirlemek ile vatandaşın alım gücünü yok saymak arasında bir denge kurulamaz mı?

Gastronomi şehri olmak, o şehrin insanının kendi mutfağından uzaklaşması anlamına mı gelmeli?

AKARYAKIT, ELEKTRİK, SU…

Mazot, benzin, elektrik, su, doğalgaz…

Vatandaşın hayatının temel ihtiyaçları.

Ama neredeyse her ay yeni bir fiyatla karşılaşıyoruz.

Bir ürünün fiyatı arttığında sadece o ürünü satın almıyoruz.

O fiyat artışı ekmeğe, pazara, ulaşıma, kiraya, üretime ve bütün hayatımıza yansıyor.

Mazot pahalıysa çiftçinin maliyeti artıyor.

Nakliye pahalıysa market fiyatı artıyor.

Elektrik pahalıysa sanayicinin üretim maliyeti yükseliyor.

Doğalgaz pahalıysa evin bütçesi sarsılıyor.

Sonra dönüp vatandaşa,

“Neden enflasyon yüksek?”

diye soruyoruz.

ETİ, SAMANI, TARIMI KONUŞALIM

Et fiyatlarında dünyada hangi sıradayız?

Vatandaşın sofrasına et ne kadar girebiliyor?

Türkiye gibi tarım ülkesi olarak bilinen bir ülkede, eti, samanı veya çeşitli tarım girdilerini neden dışarıdan almak zorunda kalıyoruz?

Çiftçi para kazanabiliyor mu?

Gençler neden köyden ve tarımdan uzaklaşıyor?

Bir ürün tarladan çıkıyor, market rafına gelene kadar fiyatı yüzde 300, yüzde 400 artabiliyor.

Peki aradaki farkın sebebi ne?

Çiftçi mi kazanıyor?

Nakliyeci mi?

Komisyoncu mu?

Market mi?

Yoksa sistemin tamamında mı bir sorun var?

Tarladaki üretici ile marketteki tüketici arasındaki uçurum neden bu kadar büyüdü?

EĞİTİM SİSTEMİ NEDEN SÜREKLİ DEĞİŞİYOR?

Bir başka mesele eğitim…

Her birkaç yılda bir sistem değişiyor.

Sınav sistemi değişiyor.

Müfredat değişiyor.

Çocuklarımızın geleceğiyle ilgili yeni modeller ortaya çıkıyor.

Peki eğitim sistemi neden uzun vadeli ve istikrarlı bir yapıya kavuşamıyor?

Çocuklarımızın geleceği üzerinde sürekli yeni deneyler yapmak zorunda mıyız?

Bir ülkenin geleceğini inşa etmek istiyorsak, önce eğitim sistemine güven vermek zorunda değil miyiz?

TRAFİK SORUNUNU SADECE SOLA DÖNÜŞLERİ YASAKLAYARAK ÇÖZEBİLİR MİYİZ?Gaziantep’in trafik sorununa da bakalım.

Çözüm olarak bazı noktalarda sola dönüşler yasaklanıyor.

Peki sorun gerçekten sola dönüşler mi?

Yoksa yıllardır büyüyen şehrin yolları, kavşakları ve ulaşım altyapısı nüfus artışına cevap veremiyor mu?

Belki bazı noktalarda kamulaştırma yapılarak yollar genişletilmeli.

Belki yeni alternatif güzergâhlar oluşturulmalı.

Belki toplu taşıma güçlendirilmeli.

Sadece “sola dönüşü yasakladık” demek trafik sorununu çözmeye yeter mi?

ASAYİŞTE NEREDEYİZ?

Ve belki de en önemli meselelerden biri…

Asayiş.

Hırsızlık olayları artıyor mu?

Uyuşturucu suçlarında durum ne?

Kaçakçılıkta nasıl bir tablo var?

Cinayetlerde artış var mı?

Son günlerde yaşanan cinayet haberleri toplumda ciddi bir tedirginlik oluşturuyor.

Peki bunun sebebi ne?

Ekonomik sıkıntılar mı?

Aile yapısındaki bozulma mı?

Uyuşturucu mu?

Silaha erişimin kolaylaşması mı?

Adalet duygusunun zayıflaması mı?

Yoksa bütün bunların bir araya gelmesi mi?

Bu soruların cevabını sadece güvenlik güçlerinden bekleyemeyiz.

Çünkü suçun nedenlerini anlamadan sadece sonuçlarıyla mücadele etmek, sorunu ortadan kaldırmaz.

SAHİDEN YANLIŞ GİDEN BİR ŞEYLER YOK MU?

Şimdi yeniden en başa dönelim.

Varsayalım ki dışarıdan Türkiye çok güzel görünüyor.

Varsayalım ki ekonomik göstergeler iyi.

Varsayalım ki uluslararası sıralamalarda sorun yok.

Peki vatandaşın kendi hayatında ne görüyoruz?

Esnafın yüzüne baktığımızda ne görüyoruz?

Sanayicinin hesabına baktığımızda ne görüyoruz?

Emeklinin cüzdanında ne görüyoruz?

Markete giden annenin alışveriş arabasında ne görüyoruz?

Çiftçinin tarlasında ne görüyoruz?

Gençlerin gelecek hayallerinde ne görüyoruz?

Gaziantep’te trafiğe çıkan sürücünün sabrında ne görüyoruz?

Sokağa çıkan vatandaşın güven duygusunda ne görüyoruz?

Bunların hepsine “normal” deyip geçebilir miyiz?

Elbette Türkiye’nin sorunları var ve elbette bu sorunların çözümü mümkün.

Ancak sorunları konuşmaktan korkmamak gerekiyor.

Çünkü sorunu görmezden gelmek, sorunu ortadan kaldırmaz.

Asıl mesele de burada…

Kendimize dürüstçe sormamız gerekiyor:

İçiniz rahat mı?

Gerçekten her şey yolunda mı?

Yoksa hepimizin hayatında, ekonomisinde, eğitiminde, tarımında, trafiğinde ve güvenlik algısında…

Yanlış giden bir şeyler var mı?

Belki de artık en çok ihtiyacımız olan şey, birbirimizi suçlamak değil.

Doğru soruları sormak.

Çünkü doğru soruyu sormadan, doğru cevabı bulmak mümkün değil.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Marka Flower Çiçekçi
WhatsApp
İhbar Hattı