Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Gaziantep Kamil Ocak Spor Salonu’nda partisinin halk buluşması programına katıldı. Salonu dolduran kalabalığa partisinin hedeflerini ve gündemi değerlendiren Ağıralioğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:
“Kadın bakanlarımız vardı; başörtüsüne, inanca itilip kakıldığı zamanların hüznüydü bizdeki. ‘Başörtülü, devlet hizmetiyle buluşuyor; başörtüsüyle devletine milletine hizmet imkânı buldu’ diye övündüğümüz, bakan yaptıklarınız milletimizi dolandırdı. Başörtüsüyle devlet hizmetiyle buluşturduklarınız, bugün milleti fonlarına kadar soyarken siz bu kadar işin arkasındaki denetimsizliğin, keyfiliğin hesabına hiç yanaşamadınız. Hesap vereceksiniz! 25 yıldır sevilmenin hesabını vereceksiniz. 25 yıldır milletin ümit ufkunda durmanın; ‘Bize haramsız, yalansız, talansız bir ülke kuracaksınız’ diye her seçim söz verdiğiniz, 25 yıldır sizi seven milletinize bu kadar karşılıksız sevginin hesabını vereceksiniz! Siz tarihin en büyük sazan sarmalına; 500 bin kişinin, direkt aileleriyle sayarsanız 2 milyon kişinin, bağlı şirketlerle ilgili hâle getirirseniz 5-6 milyon insanın dolandırılmasına sessiz kalan bir sürecin dindarlık adına konuşanı olmamalısınız. Hesap vermelisiniz! 900 milyar kayıptan bahsediyorsunuz. 18,5 milyar dolar, 19 milyar dolar kayıptan bahsediyorsunuz. 2 milyar TL’lik bir kaçağı isimlendirdiniz, Sayın Fatma Betül Sayan Kaya’ya istifa ettirdiniz. Kalan 898 milyarın listesini tek tek milletimize ifşa etmeniz lazım. Milletin malını kimin yediğini, milletin malını yerken nasıl korunabildiklerini, bu suistimale sebep olunurken devletin denetim mekanizmalarını nasıl kapattıklarını tek tek milletimize anlatmalısınız. Sayın Cumhurbaşkanı, muhalefeti arınmaya davet ediyorsunuz. Bunu bir fırsat bilip bu sistemin kontrolsüzlüğünden, fakirin fukaranın alın terini cebine indiren, partinizin himayesi altındakiler dâhil kime gidiyorsa gitsin, sonuna kadar dolandırılan milletin hakkını sorarak iradenizi göstermelisiniz.
EMEKLİNİN SİZE EMANET ETTİĞİ PARAYI YİYORSUNUZ!
Memleket kötü yönetildiği için bu ekonomik krizle karşı karşıyayız. Sizden mağdur ettikleriniz adına birtakım taleplerde bulunduğumuzda ‘Paramız yok, nereden verelim?’ diyorsunuz. Biz ‘Vereceğiz’ dediğimizde ‘Paranız yok, nereden vereceksiniz?’ diyorsunuz. Emeklilere verdikleri parayı veriyorsunuz. Emeklinin size emanet ettiği parayı yiyorsunuz! İşsizlik Fonu’nda biriken parayı çarçur ediyorsunuz, hazinedeki ihtiyat akçesini harcıyorsunuz, Deprem Fonu’nda biriken parayı önünüze gelen ilk fırsatta eşe, dosta, yandaşa kurban ediyorsunuz; sonra ‘Mağduruz, geçinemiyoruz, eve gidemiyoruz, harçlık veremiyoruz, kira ödeyemiyoruz, verdiğiniz paralarla 10 gün, 15 gün yaşayamıyoruz’ diyen emeklilerinize ‘Paramız yok, nereden verelim?’ diyorsunuz. Fonculara nereden veriyorsanız oradan vereceksiniz! Hükûmet cenahı bize ‘Nereden bulacaksınız?’ diyor. 800 milyar dolar faize para verdiniz ya, oradan! 100 milyar dolara yakın parayı Kur Korumalı Mevduat’a verdiniz ya, oradan! Dolandırılırken bakmadığınız, kontrol edemediğiniz fonlar var ya... Zengin diye yakınınızda tuttuklarınızdan, imar yolsuzluklarına alet ettiklerinizden, ihalelerle avantajlı hâle getirdiklerinizden, sonra da memlekette tutamayıp yurt dışına gönderdiklerinizden gelecek paraların tamamı bu saydıklarımızın hepsine yetiyor. Sadece fon krizinde kaybettiğimiz para, bir yıl boyunca bütün emeklilere 5’er bin lira zam demek, biliyor musunuz?
DERTLİLER MEMLEKETİ OLDU!
Yolda emniyet teşkilatıyla karşılaşıyoruz; mesai dertleri var, ek çalışma saatlerinde dertleri var, nöbetlerde dertleri var, emekliliklerinde dertleri var. Jandarmayla karşılaşıyorsunuz; statüden, mesaiden dertleri var. Korucularla karşılaşıyorsunuz; ‘Biz ne olacağız?’ diye dertleri var. Karayollarında gidiyorsunuz; orada çalışan işçilerin dertleri var, kamuda çalışan işçilerin dertleri var. Çocuklarla karşılaşıyorsunuz; dertleri var. 86 milyonu dezavantajlı hâle getirdiniz. Bu kadar dezavantajlı durumda olanlar için avantajlı duruma gelip bu kadar soruna sebep olan adamlar bizim hedefimizdir. Önümüzdeki dönem memleketi, sizin keyfinize göre davranıp zengin ettiklerinizin elinden alacağız!
Ermenilerle bin yıl beraber yaşadık bu topraklarda. Bin yıl... En çok onlarla anlaştık, en çok onlarla komşu olduk. ‘Tebaa-i Sadıka’ dendi onlara. Kültürümüzde, yemeğimizde, sözümüzde... Evlatlarımız bir mahallenin, bir evin avlusunda beraber büyüdü. Zaman geldi, ayrı bir devlet hayali kurma hevesine ve hesabına düştüler. Kendi yaşadıkları devlete, kendi milletlerine ve memleketlerine ihanet ettiler. Ermeniler bu memleketten giderken ‘Bir gün geleceğiz’ diye buradan paralarını götürmediler, altınlarını ‘Geri geleceğiz’ diye o topraklara bıraktılar. Sizin 18 yıldır zengin ettikleriniz ise her gün paralarını yurt dışına kaçırıyor! Gün aşırı paralarını yurt dışına kaçırıyorlar. 18 yılda bu fakir milletin sırtından zengin olup parasını yurt dışına kaçırmak memlekete ihanet etmektir. Lütfen kontrol edin, bir de onlara sorun bakalım: ‘Niçin paralarınızı kaçırıyorsunuz?’ diye. Sizinle para kazananlar bile memlekette size güvenmiyorlar; zengin ettikleriniz bile ne olacağını bilmiyorlar. Adaletle bir ülke kalkınır diye partinizin adına ‘Adalet ve Kalkınma’ koydunuz. Memleket kalkınamadığına göre adaleti unutmuş oldunuz.
ANAHTAR PARTİ OLARAK SÖZ VERİYORUZ…
Anahtar Parti olarak söz veriyoruz: Bu Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nden vazgeçiyoruz. 10 ay önce Hazine ve Maliye Bakanı’nın fonlarla ilgili uyarısına rağmen denetim mekanizmalarını çalıştıramayan bu yağma düzenini, bu Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'ni denetlenebilir, dengelenebilir, devletin kurumlarını çalıştırabilir yeni bir mekanizmaya dönüştüreceğiz, söz veriyoruz! Yarın yarı başkanlık istiyoruz. 600 vekil fazla. Cumhuriyet Senatosu dâhil cumhuriyet senatörlerini seçelim; bu denge denetleme mekanizmalarının arasına seçimli Cumhuriyet Senatosu da dâhil yarı başkanlık denge mekanizmaları kuracağız, söz veriyoruz. Orta Vadeli Program açıklıyorlar, tutmuyor; bütçe hedefi koyuyorlar, tutmuyor; enflasyon hedefi açıklıyorlar, tutmuyor. Hem tutmuyor hem utanmıyorlar; istifa etmiyorlar, hesap vermiyorlar. Devlet Planlama Teşkilatını yeniden kuracağız, söz veriyoruz. Bakan yardımcılıkları, müsteşarlıklar geri geliyor, söz veriyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin ve HSK’nin üstündeki parti yükünden memleketi kurtaracağız, söz veriyoruz.
YAĞMA DÜZENE SON VERECEĞİZ…
AK Parti üyeliği kartının her kapıyı açtığı, AK Parti’ye üye olanın, üyeliğini belgeleyenin her imkânla buluştuğu; Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartının ise hiçbir kapıda anahtar olamadığı bu yağma düzene son veriyoruz. Devletin herkesin dayısı olduğu bir sistem kuracağız. Mülakat adaletsizliğine, bir azgınlığın ve hesapsızlığın içinde evlatlarımızın hayallerinin yitip gitmesine karşı mülakatı kaldırıyoruz. Üniversite girişlerini sınırlandırıyoruz; kontenjan ve kota uygulamasını yeniden getiriyoruz. Meslek edinme problemlerini çözüp kazandığı, planladığı, eğitimini aldığı işle ve bulabileceği işle yaşayabilme şartlarını konforlu hâle getireceğimiz; üniversite mezunu olmayı değil, iş yapabilmeyi ve yaptığı işte hayallerine kavuşabilmeyi sağlayacak bir sistem kuracağız, söz veriyoruz.
‘MEMLEKETTE SORUN VAR DEVLET DUYMUYOR’ DÖNEMİNE SON VERECEĞİZ…
Vergiyi üreten lehine azaltmaya, SSK yükünü hafifletmeye, yeni istihdamı, planları ve işe yeni girişleri imkân olarak memleketine borcu bilen herkese kolaylık sağlayacağız, söz veriyoruz. Organize sanayi bölgelerinde ücretsiz arazi tahsislerini gerçekleştireceğiz, söz veriyoruz. Önümüzdeki dönem ‘Memlekette sorun var, benim sorunum var da devlet beni duymuyor’ dönemine, sorunları aşacak bir devlet yönetim mahareti eklemek için kamu personel rejimini yeniden bir sisteme oturtmak zorundayız. Siyasi Partiler Kanunu dâhil bütün bu mekanizmaların tamamını memlekette demokrasiyi ve hukuku güçlendirecek şekilde yöneteceğiz, söz veriyoruz. Milletin malını mülkünü çalanların denetimden kurtulduğu bu berbat düzende teftiş kurullarını yeniden yetkilendireceğiz. Teftiş kurullarını ve Sayıştay raporlarını yargıya açacağız, söz veriyoruz. Siyasi sorumluluk, imza atanın sorumluluğuyla birleşecek.
4+4+4 sistemini değiştireceğiz. Sondaki +4’ü mesleki okullarla destekleyerek seçenekli hâle getireceğiz. Fazla üniversitelerimiz var; üniversite kapatmak iyi değildir ama verimsiz üniversiteleri, okunan bölümlerle hangi iş kollarında daha çok istihdam varsa o işlerle entegre hâle getireceğiz, söz veriyoruz. Memleketin önümüzdeki dönem ne kadar derin sorunu varsa bu sorunların çözümü noktasında Anahtar Parti; Türk siyasetinde parti avantajını değil, memleket avantajını kollayan siyasal iradeyi sonuna kadar taşıyacak, söz veriyoruz.
İŞLENMEMİŞ HAM MADEN ÇIKIŞINI YASAKLIYORUZ
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırlarından işlenmemiş ham maden çıkışını yasaklıyoruz; bu toprakları yağmalattırmayacağız. Madenlerin işlenmeden, bu topraklardan ne çıktığı bilinmeden gönderilmesine karşı çıkıyoruz ve bunu yasaklıyoruz. ‘Laboratuvarımız yok’ diyorsunuz; dünyanın en güvenli laboratuvarına ihtiyacımız var, çünkü en büyük zenginliğimiz madenlerimiz ve insanlarımız. İnsanlarımız kaçıyor; madenlerimizi de ne sattığınızı bilmeden tırlarla, gemilerle satıyorsunuz. Başka bir şeyimiz kalmadı: İnsanımız ve madenimiz vardı. Madenlerimizi ham madde olarak ne sattığınızı bilmeden satıyorsunuz, insanlarınızı da umursamıyorsunuz, gidip gittiklerine bakmıyorsunuz. İki zenginliğimiz var; insana borçluyuz, insanı toparlayacağız. Devletin kurumlarına borçluyuz, onları toparlayacağız.
KONUŞURKEN DEĞİL SOYKIRIMI DURDURURKEN GÖRMEK İSTERİZ!
Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler’de İsrail’e, Netanyahu’ya soykırım yaptığı için söylediklerinin, ‘İsrail’in sınırı nerede başlıyor, nerede bitiyor?’ diye sorduğu her sözün arkasındayım. Ama ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başını, devletimizin Cumhurbaşkanı’nı BM’de ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diye İsrail’e sitem ederken değil, bu soykırımcıyı durdururken görmek isterim! Yetim başı okşarken görmek isterim. ‘Konteyner gönderemiyorum’ diye şikâyet eden değil, ‘Birine daha dokunursan gök kubbeyi başına yıkarım’ diyecek kudrette görmek istiyorum. Ticareti iptal ederken, memleketimizden avantajlı hâle geldikleri ticareti yasaklarken görmek isterim. Limanlarımızdan filolar uğurlarken görmek isterim ve Cumhurbaşkanı’nın bizzat kendisinin, bizi de yanına alarak İsrail’e ‘Yetim çocuklara dokunamazsın’ derken görmek isterim. Kendisi gitsin, bizi de yanına alsın!
‘EZAN DİNMEZ, BAYRAK İNMEZ’ DİYE KONUŞMAYI BIRAKIN KARDEŞİM…
Artık konuşanların değil, yapabilenlerin dönemi başladı. Hamasetin değil, icraatın dönemi başladı. ‘Ezan dinmez, bayrak inmez’ diye konuşmayı bırakın kardeşim. Ezanın; haram yenince, fon dolandırıcılığı olunca dineceğini bileceksiniz. Fonu dolandırırsanız, fon üzerinde kendi vatandaşınızın haklarını dolandırırsanız ezanınız mahzun olur. Memleketin kaynaklarını israf ederseniz, çocuklarınız yurt dışına kaçıyorsa bayrağınız mahzundur. Öyle ‘Ezan dinmez, bayrak inmez’ deyip durmayın; ezanın, bayrağın rüzgârının, ezanın insanlığın kalbine ferahlık vereceği vatanın şartlarını konuşun kardeşim! Paranız pul olmuş, ezanınız mahzun olmuş, adaletiniz tecelli etmez olmuş; ezanınız diner kardeşim.
Biz Anahtar Parti’yiz. Ayırmadan, kayırmadan 86 milyonu ailemiz biliyoruz. Kimliğine, mezhebine, meşrebine bakmadan herkesin ay yıldızlı al bayrağın altında huzurla yaşayacağı, hukukun altında bir memleket inşa edeceğiz.”