6 Şubat gecesi sokağa fırladığımızda, gözümüz güvenli bir liman aradı. Gaziantep’in o dondurucu soğuğunda, çoğumuz başımızı soktuğumuz o devasa sitelerin altındaki "sığınak" tabelalı kapılara bakmadık bile. Bakmadık, çünkü biliyorduk; o kapıların arkası yaşam değil, tozlu ve terk edilmiş bir boşluktan ibaretti.
Sığınak mı, Tabutluk mu?
Yanı başımızda büyük bir savaşın sürdüğü ve kıtalararası roketlerin ateşlendiği günümüzde bir gazeteci olarak rakamlarla yüzleştiğimde tablonun çok daha vahim olduğunu gördüm. Gelin, hep beraber bir "sığınak matematiği" yapalım. Ben bu hesabı kendi yaşadığım site üzerinden yapıyorum. Herkes yaşadığı site veya apartman üzerinden yapabilir.
160 Daire, 640 Can ve Bir Demir Kapı!
Bugün Gaziantep’te 160 daireli, her birinde yaklaşık 640 insanın yaşadığı devasa sitelerimiz var. Yönetmeliğe göre kişi başı en az 1 metrekare sığınak alanı zorunlu. Yani bu sitenin altında 640 metrekarelik, neredeyse 5-6 büyük daire büyüklüğünde, aktif, havalandırmalı ve yaşanabilir bir alan olması gerekiyor. Yaşadığımız sitede ki sığınak alanının gerekli prosedürlere uygun yapıldığını tespit edince gerçekten rahatladım. Ama bütün siteler böyle mi ? Peki, gerçek ne? Çoğu sitede sığınak diye gösterilen yerler, sadece birkaç dairenin sığabileceği, eski lastiklerin, mobilya ve eski ev eşyalarıyla salça ve turşu bidonlarının istiflendiği daracık ardiyelerden ibaret!
160 Dairelik Bir Sitede Sığınak Gerçeği
Alan Hesabı:
Yönetmelik, kişi başına en az 1 metrekare net alan ister. Yani senin sitende toplamda 600-650 metrekarelik aktif sığınak alanı bulunması şart. Bu da görseldeki odadan yaklaşık 30 tane olması ya da sitenin altında devasa bir "yeraltı şehri" bulunması gerektiği anlamına gelir.
WC ve Lavabo:
Her 60 erkek ve 40 kadın için ayrı tuvalet gerektiğini düşünürsek, sitenin sığınağında en az 12-15 adet çalışan tuvalet olmalı.
Havalandırma:
640 kişinin aynı anda nefes aldığı bir ortamda, görseldeki o küçük manuel kolla çevrilen havalandırma asla yetmez. Devasa, jeneratör destekli ve profesyonel filtre sistemleri gerekir. "160 dairelik, binlerce insanın yaşadığı sitelerimizde; sığınak diye gösterilen o daracık, havasız odalara kaç kişi sığabiliriz? Deprem veya savaş anında binayı tahliye eden yüzlerce insan o kapının önünde yığıldığında, içerideki 'şanslı' 20 kişi dışında geri kalanlara ne olacak?" Gaziantep'teki büyük sitelerin çoğunda sığınaklar projede büyük görünür ama içine girdiğinde duvarlarla bölünmüş, dükkan deposu yapılmış veya kullanılamaz hale getirilmiştir. 160 dairelik bir yapıdaki bu kapasite yetersizliği, ihmalin boyutunu "ihmal"den çıkarıp "hayatla kumar oynamaya" dönüştürüyor.
Belediyeler Sadece Dış Cepheye mi Bakıyor?
Buradan yerel yönetimlere sesleniyorum: İskân alınırken sığınak olarak gösterilen o alanlar, neden ruhsat alındıktan beş dakika sonra "çöp eve" dönüşüyor? Belediye ekipleri sadece binanın dış cephesine veya dükkân taşmalarına mı bakıyor? 160 dairelik bir yapıda, 600 kişinin sığamayacağı bir yere sığınak ruhsatı nasıl veriliyor?
Yarın Çok Geç Olmadan...
Felaket geldiğinde o dört duvarın bizi koruyabilmesi için, bugün o duvarların içini hayatla doldurmamız gerekiyor. Sığınak bir "ekstra" değil, binanın temel bir parçasıdır. Apartman yönetimleri, aidat toplarken gösterdikleri hassasiyeti sığınakların güvenliğinde de göstermelidir.
Belediyeler, sığınakların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını periyodik olarak denetlemeli ve gerekli şartları sağlamayan binalara en ağır yaptırımları uygulamalıdır.
Yarın çok geç olduğunda; "Bizim binanın altında sığınak vardı ama içine lastik doluydu" demenin kimseye faydası olmayacak. Yerin altındaki bu boşluğu ciddiye almanın vakti gelmedi mi?
SIĞINACAĞIMIZ SIĞINAKLARIN NE ANLAMA GELDİĞİNE BAKALIM KISACA
Sığınaklar, en temel tanımıyla insanları, değerli eşyaları veya kritik altyapıları dışarıdaki tehlikelerden korumak amacıyla inşa edilen, dayanıklılığı artırılmış özel alanlardır.
Kullanım amaçlarını ve zamanlarını şu başlıklar altında toplayabiliriz:
1. Kullanım Amaçları
Sığınaklar sadece bir "oda" değil, dış dünyadan gelebilecek pek çok farklı etkiye karşı bir kalkan görevi görür:
Hava Saldırıları ve Bombardıman:
Konvansiyonel silahların (bomba, füze, şarapnel) etkilerinden korunmak.
Nükleer, Biyolojik ve Kimyasal (NBC) Tehlikeler:
Radyoaktif serpinti, zehirli gazlar veya biyolojik ajanların içeri girmesini engellemek (özel filtreleme sistemleri sayesinde).
Doğa Olayları:
Hortum, kasırga veya çok şiddetli fırtınalarda fiziksel güvenlik sağlamak.
Yangın ve Isı:
Dışarıdaki büyük yangınların yüksek ısısından etkilenmemek.
2. Ne Zaman Kullanılırlar?
Sığınakların kapıları genellikle şu durumlarda kapanır:
Savaş ve Çatışma Dönemleri:
Hava taarruzu ikazı verildiğinde veya sıcak çatışma bölgeye yaklaştığında.
Olağanüstü Haller:
Hükümetlerin veya sivil savunma birimlerinin "sığınağa gir" talimatı verdiği radyoaktif sızıntı ya da kimyasal kaza anlarında.
Doğal Afet Anları:
Özellikle hortum bölgelerinde, erken uyarı sistemleri devreye girdiğinde.
Sığınak Tipleri Hakkında Kısa Bir Not
Sığınaklar kullanım ölçeğine göre ikiye ayrılır
Basit (Basınçlı Olmayan) Sığınaklar
Genellikle evlerin bodrum katlarında, şarapnel ve yıkıntılardan korunmak içindir.
Tam Korunaklı (Basınçlı) Sığınaklar:
NBC (Nükleer, Biyolojik, Kimyasal) koruması olan, hava filtresi ve sızdırmaz kapıları bulunan profesyonel yapılardır.
Özellikle Gaziantep gibi stratejik ve tarihi derinliği olan şehirlerde eski yapılar altındaki mahzenler de zamanında doğal birer sığınak görevi görmüştür. Günümüzde ise yeni binaların bodrum katlarının sığınak yönetmeliğine uygun yapılması yasal bir zorunluluktur.