
"Bugün bayram, erken kalkın çocuklar..." Barış Manço’nun bu efsane dizeleri her bayram sabahı evlerimizin içine neşeyle dolar. Çocuklar heyecanla uyanır, en güzel giysiler askılardan iner, eller öpülür. Ama bu bayram, bu şarkıyı mırıldanırken boğazımızda tarif edilemez bir düğüm var. Çünkü biz burada çocuklarımızın saçını okşarken, zihnimiz Ortadoğu’nun tozlu sokaklarında, Filistin’in yıkıntıları arasında "bayram sabahına" uyanamayan o masum yavrulara gidiyor.
Şeker Yerine Barut Kokusu
Bizim çocuklarımız için bayram; yeni bir ayakkabı, bir avuç şeker ve neşeli bir kahvaltı sofrası demek. Oysa Filistinli çocuklar için bayram, gökyüzünden şeker değil ölüm yağmaması için edilen sessiz bir dua haline geldi. Barış Abi "Giyelim en güzel giysileri" derken, oradaki yavruların üzerindeki tek giysi maalesef beyaz kefenler ya da yıkıntıların tozuyla griye boyanmış çaresizlik oluyor.
"Zavallı" Dünyanın Mahzun Çocukları
Bir gazeteci olarak sormadan edemiyorum: Bayramın o birleştirici, barış dolu ruhu neden Filistinli çocuğun, İslam coğrafyasının mazlum çocuklarının kapısını çalmıyor? Ortadoğu’nun o "zavallı" bırakılmış çocukları, dünyanın geri kalanındaki yaşıtları gibi "erken kalkma" heyecanını neden sadece korkuyla yaşıyor?
Dünya bu acıya gözünü yumsa da, bizlerin kalbi bu bayramda ikiye bölünmüş durumda. Bir yanımız evimizdeki huzur için şükrederken, diğer yanımız Gazze’deki bir çocuğun titreyen ellerinde nöbet tutuyor.
Bayramın Gerçek Duası: Adalet
Bu bayram sabahı sadece şeker ikram edip elleri öpmeyelim; adaleti ve barışı da dileyelim. Barış Manço’nun şarkısındaki o masumiyetin, coğrafya ayırt etmeksizin tüm çocukların hakkı olduğunu unutmayalım.
Unutmayalım ki; dünyanın bir yerinde bir çocuk ağlıyorsa, diğer yerindeki bayram hep biraz eksik, hep biraz yarım kalacaktır. Filistinli, Ortadoğulu, Afrikalı çocukların da korkusuzca "Erken kalkın çocuklar!" diyebileceği o sabahların özlemiyle...
Gönlünüzün bir köşesinde mazlumu unutmadığınız, vicdanlı ve huzurlu bir bayram dilerim.